Tamam. Bir çok romanında olduğu gibi “Yırtıcı Kuşlar Zamanı” da sürükleyici kurgusuyla sizi içine çekiyor ve size insan doğasına yönelik karanlık, sorgulayıcı bir bakış sunuyor. Hatta genel içeriği itibarıyla polisiye ve gerilim türüne derinlik katan, aynı zamanda toplumsal ve psikolojik unsurları başarılı bir şekilde harmanlayan etkileyici bir eser olarak da değerlendirilebilir. Ancak eleştirel bir bakış açısıyla ele aldığımda zaman zaman klişelere saplanması ve yavaş tempolu anlatımıyla ilgimi sürekli yüksek tutmakta zaman zaman zorlandım. Diğer taraftan Ahmet Ümit, romanlarında genellikle sürpriz sonları sevse de bu romanda olay örgüsü yer yer tahmin edilebilir bir düzeydeydi. Bu durum, romanın heyecan unsurunu zaman zaman zayıflattı ve polisiye roman okumayı seven birisi olarak benim için sıradanlaştı.
Ahmet Ümit’in en güçlü yönlerinden biri olan karakter inşası da, bu romanda sanki çok da etkileyici değildi. Ana karakterlerin yer yer yüzeysel kalması, yan karakterlerin duygusal dünyalarının yeterince derinleştirilememesi beni biraz şaşırttı. Bu durum, karakterlerle empati kurma işini zorlaştırdı.
Son olarak bir eleştirim de mekan tasvirleri ile ilgili. Ahmet Ümit’in romanlarını farklılaştıran, o romanlara zenginlik katan temel unsurlardan birisi olan İstanbul tasvirleri bence bu romanda ya gereğinden fazla uzatılmış ya da olay örgüsünü zaman zaman gölgede bırakmış.
Sonuç olarak Yırtıcı Kuşlar Zamanı, derinlik ve özgünlük arayan okuyucular için biraz beklentilerin dışında değerlendirilse de benim gibi Ahmet Ümit’in önceki romanlarından keyif alanlar için yine de tatmin edici bir roman.
Polisiye severler için özellikle bu alana yeni yeni ilgi duyanlar için okunması gereken bir eser.