Buna karşın, aşk bazen aniden biter. Böylece bir kopuş noktası fikriyle tekrar karşılaşılır: ilişkiyi derhal bozan, telafisi imkansız bir şekilde son damlanın bardağı taşırdığı bir an.
Öyleyse acı çektirerek bu sancılı bedenin işini bitiririm. Aç bırakırım veya tıkabasa doyururum, uyumasıns veya dinlenmesine izin vermem, alkolle uyuşturucuyla veya uyku ilaçlarıyla sersemletirim, ki artık birşey hissetmesin. Solgun bir yaşama, bir fizik yaşama girerim.
Terkedilmiş kişinin hissettikleri de aşk hakkında bize birkaç hakikat iletir. Yıkılmışsa, bu öncelikle psişik plandadır. Aşkın sonlanmasının şiddeti, narsistik yara, aşk ayrılığı egonun topyekün yıkımıdır.
Yeni sevgilinin kalkan olacağına, "boşluğu dolduracağına" bel bağlanır. Fakat "çatlak" bizdedir, hiçbir şey bu derinde ki kırılganlığı sağlamlaştıramaz. Aşktan gelen tutku, tıkamak şöyle dursun, yarığı iyice büyütür.