Üst-sistemler gibi bireyler de kestirilemezliğe tahammül edemezler ve hayatlarını belirli formatlara sokarak aynılığın güvenliğini arama çabasındadırlar.Kendilerine yabancılaşma pahasına da olsa.Oysa insanın tek gerçeği o an yaşadıkları ve bir an sonra yaşamak üzere olduklarıdır.
Yüzyıllar boyu kahır be üzüntüden doyum sağlamayı bir yaşam biçimi olarak benimseyip bunu türkülerine,şarkılarına ve edebiyatına yansıtmış olan bir toplumun bireyleri ,çağdaş dünyanın farklı beklentilerinin kendilerini uyanmaya ve
etkin olmaya zorlamasını kızgınlıkla karşılayabilirler.Ama bir diğer bölümde de belirtmiş olduğum gibi, sürekli kızgınlıkla yaşamak da bir tür uyuşturucudır.insanı hiç bir yere götürmez.
Bir insan diğer insanları ne denli çok sevdiğinden sürekli söz ediyorsa ,bunu neden ilan etme gereğini duyduğu sorusu da akla gelir.Çünkü insanları gerçekten seven biri, bunu sürekli dile getirme gereğini duymaz,sevgisini yaşantıya çevirir.