Düzen, yasa, dindarlık ve ahlaki zorunlulukların kuralları altında, büyük insan kitlelerine nasip olan, arzu ve isteklerin yerine getirilmesi anlamına gelen yeryüzündeki bu olağan mutluluk, kaçınılması imkânsız vazgeçiş ve yasaklarla belli ölçüde sınırlandırılmıştır. Önlem, yoksunluk ve vazgeçiş, biz insanların ortak yazgısıdır. İsteklerimiz sınırsızdır, bunları karşılama olanaklarıysa son derece sınırlı. İnsanın "keşke olsaydı” biçimindeki isteği, sonunda "olmaz ki" yanıtına ve yaşamın "bu kadarına razı ol" diyen kuru öğüdüne çarpar. Yaşam bize bir şeyler sunar, ama pek çok şeyi de esirger. Bugün bizden esirgenen şeyin, yarın bize sunulacak olması, genellikle bir düş olarak kalır.
"İnsan hiçbir şeyden, hayal kırıklığına uğramaktan korktuğu kadar korkmaz ..."