Eser üzerinden genel anlamda askerliğe bakış:
Askere gitmeden önceki Musa ile vatani görevini yerine getirirken ki Musa arasındaki değişimi birebir yansıtan bir eser olmuş diyebilirim. Askere gitmeden önce vatani görevimi ifa ederken; düşünmek, dinlenmek, disiplin sahibi olmak, düzen kazanmak gibi konular hakkında yüksek beklentilerim vardı. Lakin askerde iken bu saydığım durumların hepsinin yüksek bir beklenti ürünü olduğunu, bizlerin sadece geri hizmet dediğimiz; bana soracak olursanız (ayak takımı işi) diyebileceğim (hizmet, temizlik, şoförlük) vs. gibi işleri yaptığımızı gördüm. Bu işleri yaparken de ne sigorta ne asgari ücret alıyorsun orası da apayrı bir muamma. (Yani maaşlı çalışanın yapması gereken işi ücretsiz yapıyorsun). Bu durum nedeniyle er sayısı da günden güne azalıyor. Bunun yansıması olarakta (1 er yeri geliyor 3-4 erin) işini yapmak mecburiyetinde kalıyor. Yoruculuk artıyor, sinirler geriliyor. Gücü yeten gücü yeteni eziyor (erler arası devrecilik, sıracılık muhabbeti; ast-üst ilişkileri). Sonunda da vatani görev bilinci yerini ben burada ne yapıyorum anlayışına bırakıyor. Maalesef böyle bir durumun oluşmasının nedeni ise sistemdeki adaletsizlik :(. Tıpkı sivil hayatta yer alan adaletsizlik gibi ;). Sistem bence 3 kademeden oluşuyor:
1. Paralı askerlik: Profesyonel askerlik dediğimiz durum. Bence dünya üzerinde savaşta yer almayan tüm orduların kullanması gereken bir sistem. (Sözleşmeli er, uzman çavuş vs.)
2. Vatani Görev: 6 aylık askerlik. Bence herkes için zorunlu olmalı ve süresi ona göre uzatılıp kısaltılmalı. Belirli oranlarda da maaş verilmeli (harçlık değil). Bu şekilde güdüleme artırılarak asker performansı yükseltilmeli.
3. Bedelli askerlik: Sistemin belki de en saçma ayağı tamamen para tuzağı ve sosyal adaletsizlik turnusolu. Bir insan