Çopur Musa

Çopur Musa
@CopurMusa
Solitude is my fate...

Çopur Musa

, bir kitap okudu
Puan vermedi·356 syf.··
2026 8. kitabı
Misha Glenny
0/10 · 2 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Büyük toprak sahibi emirler, esnaf-tüccar ve asker üçgeninde çöreklenen, ulema ve fukahanında çoğunluğunu sararak iktidarın görünmez sahipleri haline gelen bir zümre zenginleştikçe zenginleşiyor; halk ise gittikçe fakirleşiyordu. İnsanlar için gerçeklerle aralarında birçok perde vardır. Bazılarına bilgisi (ben) ;(), bazılarına şerefi, bazılarına zenginliği perde olur. Bunlar kötü şeyler değil elbette ama onlar sana tabii olursa... Sen onlara tabii olursan rezil rüsva olursun. Çünkü insan hiç farkında olmadan bir süre bunları kazanmak için yaşar. Kazanınca da kaybetmemek için sürdürür hayatını. Bu perdeleri yırtmak lazım ki saf, halis gerçeğe ulaşılabilsin. Toplum bu yüzden en büyük ayak bağıdır. O kadar ki seni taşlayana dek onların etkisinden kurtulamazsın. Dostluk çok önemlidir. Çünkü yalnızlık insan tabiatına aykırıdır. Bazı insanlar birbirini bütünler, bazıları birbirine basamak olur bazısı da diğerinin anahtarıdır. Biri diğerinin kuyusu da olabilir. Ama bazen biri de gelir ip olur onu çıkarır. Biri kandildir diğeri yağ. Birini diğerinden ayrı düşünemezsin. Kısaca dostunu bulan zevk içindedir, acı duymaz...
Puan vermedi·480 syf.··
2026 7. kitabı
Askerlik vazifemi ifa ederken okumaya başladığım 6. kitap olduğunu belirterek inceleme yazıma başlamak istiyorum. Eser için genel bir değerlendirme yapacak olursam şunları söyleyebilirim: Kitabın giriş ve gelişme bölümü muazzam bir şekilde oluşturulmuş, karakterler tam oturmuş, olaylar ise yerli yerinde ilerliyor. Lakin sonuç bölümü acayip bir şekilde yavan kalmış diyebilirim. Yazarın neden böyle bir son yaptığı konusunda hiçbir fikrim yok maalesef. Desem ki karakter değişimi konusunu önemsemiş onunla alakalı bir durumda göremedim. Neyse eser konu olarak Mevlana-Şems ilişkisine dayanıyor. Bu konu hakkında çok çeşitli rivayetler de var (eşcinsellik vs.). Ama eserde böyle bir atıfta bulunulmamış. Genelde ikisi arasındaki dostluk üzerinden Allah'a olan aşk incelenmiş ve irdelenmiş. Bütün bunlar dışında yan karakterlerin hemen hemen hepsini başarılı buldum. Olayın akışı içerisinde ana kahraman moduna girip çıkabiliyorlar. Bunların yanı sıra eser o dönem Anadolu Selçuklu Devleti'nin içerisinde bulunduğu durumu da bizlere anlatıyor. (En güçlü dönemin aslında en zayıf anındır "sosyal çöküş, toplumsal yozlaşma, idari rehavet vs."). Bunun sonucunda devletin dahili ve harici düşmanları tarafından yıkılması durumuna da değinilmiş. Asıl düşmanın dışarıda değil de içeride olduğu da vurgulanmıştır. Bu da çok doğru bir vurgulamadır. Bir de din adamları üzerine eleştiriler yapılmıştır ki bunlar günümüz için bile geçerlidir. Mevlana ¿gönül dostu? iken Faluliddin tam bir din simsarıdır. Gerçi Mevlanaya da simsar diyen bir kesim var ama neyse (saçmalık.) ;). Günümüzde bile hala bazı insanlar; dini değerleri kullanarak kolay yoldan köşeyi dönüyorlar amma velakin bizim toplumumuz bu durumun farkında bile değil. :( İnsanımız akıl nimetini kullanmıyor, kullanamıyor veyahut kullanmak
GelFatma Polat · Callisto Kitap · 201133 okunma
Puan vermedi·216 syf.··
2026 6. kitabı
Eser üzerinden genel anlamda askerliğe bakış: Askere gitmeden önceki Musa ile vatani görevini yerine getirirken ki Musa arasındaki değişimi birebir yansıtan bir eser olmuş diyebilirim. Askere gitmeden önce vatani görevimi ifa ederken; düşünmek, dinlenmek, disiplin sahibi olmak, düzen kazanmak gibi konular hakkında yüksek beklentilerim vardı. Lakin askerde iken bu saydığım durumların hepsinin yüksek bir beklenti ürünü olduğunu, bizlerin sadece geri hizmet dediğimiz; bana soracak olursanız (ayak takımı işi) diyebileceğim (hizmet, temizlik, şoförlük) vs. gibi işleri yaptığımızı gördüm. Bu işleri yaparken de ne sigorta ne asgari ücret alıyorsun orası da apayrı bir muamma. (Yani maaşlı çalışanın yapması gereken işi ücretsiz yapıyorsun). Bu durum nedeniyle er sayısı da günden güne azalıyor. Bunun yansıması olarakta (1 er yeri geliyor 3-4 erin) işini yapmak mecburiyetinde kalıyor. Yoruculuk artıyor, sinirler geriliyor. Gücü yeten gücü yeteni eziyor (erler arası devrecilik, sıracılık muhabbeti; ast-üst ilişkileri). Sonunda da vatani görev bilinci yerini ben burada ne yapıyorum anlayışına bırakıyor. Maalesef böyle bir durumun oluşmasının nedeni ise sistemdeki adaletsizlik :(. Tıpkı sivil hayatta yer alan adaletsizlik gibi ;). Sistem bence 3 kademeden oluşuyor: 1. Paralı askerlik: Profesyonel askerlik dediğimiz durum. Bence dünya üzerinde savaşta yer almayan tüm orduların kullanması gereken bir sistem. (Sözleşmeli er, uzman çavuş vs.) 2. Vatani Görev: 6 aylık askerlik. Bence herkes için zorunlu olmalı ve süresi ona göre uzatılıp kısaltılmalı. Belirli oranlarda da maaş verilmeli (harçlık değil). Bu şekilde güdüleme artırılarak asker performansı yükseltilmeli. 3. Bedelli askerlik: Sistemin belki de en saçma ayağı tamamen para tuzağı ve sosyal adaletsizlik turnusolu. Bir insan
Batı Cephesinde Yeni Bir Şey YokErich Maria Remarque · Everest Yayınları · 20154,041 okunma