Askerlik vazifemi ifa ederken okumaya başladığım 5. kitap olduğunu belirterek inceleme yazıma başlamak istiyorum. Kitabın konusu, akışı, ilerleyişi, zaman-mekan olgusu ve sürükleyiciliği gayet başarılı diyebilirim. Eser tarihi bir kişiliğin (Mimar Sinan'ın) çıraklarından birinin 'Cihan' yaşantısal kesitleri üzerinden bizlere bir olay örgüsü sunuyor. Kimi zaman objektif kimi zaman subjektif olarak oluşturulan kurmaca bir yapıt olduğunu da ayrıca belirtmeliyim. Yazar aynı tarihte yer almamış bazı kişileri olaya eklemişken (Takiyuddin Efendi) bazılarını ise eklememiştir.(Şehzade Mustafa, Pargalı İbrahim). Bazı olayları ise sallama yöntemi ile oluşturmuştur.(Mihrimah-Cihan aşkı gibi). Bunu da esere lezzet katmak için yaptığını eserin son sözü olarak tabir edebileceğimiz bölümde bizlere aktarmıştır. "Bu durum bence doğru bir yaklaşım değil çünkü insanımız cahil". Eserle ilgili beğendiğim ve beğenmediğim çeşitli yönler olduğunu belirtmeliyim. İşte tam da bu yüzden (askerdeki komutanlarımdan bazıları bu tarz yapıtları okuma derken; bazıları muazzam bir yapıt okumaya devam et diyor.) Bu da bize görecelilik kavramını hatırlatıyor. Boşa dememişler her lisan bir insan diye... Eleştiri deyince insanımızın aklına hemen olumsuz (yıkıcı) taraflar geliyor. Ama ben bugün yapıcı eleştiriler ile yazıma başlayacağım:
Halkın cahilliği (rüyaya inanma ve kafir yapısı muhabbeti),
Ulema neden paye alır lafı?,
Allah'u Tealaya sevmek yerine neden korku duymalıyız? (Düşüncesinin sorgulanması),
Menfii hırslar (açgözlülük, kemdillilik, ve iktidar hırsı vs. yerine neden namaz kılma veya kılmama, oruç tutma veya tutmama sorgulanır.)
Günah ve hatalardan bela aldık başımıza demek (Her olayı ilahi kadere bağlama, kendini asla sorgulamama) hatayı hep başkasında arama (Kitapta Yahudi, Hristiyan, Batini,