Askerlik vazifemi ifa ederken okumaya başladığım 8. kitap olduğunu belirterek yazıma başlamak istiyorum. Kitabı beğendiğimi söyleyebilirim. Tam bir propaganda aracı olmuş.(Laik seküler-muhafazakar müslüman) karşıtlığı üzerine kurulmuş tarafı alenen belli bir eser olmuş diyebilirim. Muhafazakar kesmi cahil ve yobaz; laik kesmi ise gelişmiş ve aydın olarak gösteriyor. Bu durumu da tek bir dini eleştirerek yapıyor. O da son ve hak din olan İslam. Diğer İbrahimi dinler ile ilgili bir eleştiri göremedim maalesef. Olması da söz konusu olamazdı zaten. Bir diğer takıldığım nokta da şu oldu: Kadın ve toplumumuzun kadına bakış açısı. Tamam her geçen gün toplumumuz kadına daha da bir obje (cinsellik) ve kötü gözle bakıyor lakin bu durumun (eğitim, kültür, tarih, siyaset, kimlik vs.) üzerinden irdelenmesi yerine; konunun doğrudan dine bağlanması beni rahatsız etti. Bence çok sığ bir bakış açısı. Kısaca eser (bir kız çocuğu ve kadın) üzerine kurulmuş. Aile hayatı, eğitim hayatı, evlilik hayatı üzerine şekillendirilmiştir. Bütün bu olay örgüleri üzerinden de (toplumsal, edebi, siyasi, ekonomik) vs. eleştiriler yapılmıştır. Bu eleştiriler ise alenen yapıldığı için bana sığ ve yavan geldi. Pek beğenemedim ;(. Çünkü eleştiriler sadece bir noktadan bakılarak yapılmış. Farklı bakış açıları es geçilmiş. Bu da eleştiri ve değişimin önünü tıkamış. Misal abi Umut'un olayı. Ne kadar bireysel olarak kötü bir olay olsa da toplumsal olarak doğru olduğunu düşünüyorum. (EK hürmetler). Veyahut Feride'nin gecesi olayı. Gelecek nesiller için mühim bir durum diyorum sadece... Bu arada Azur ve Şirin tatlı ve sempatik gösterilmeye çalışılsa da ikisine de tilt oldum. Şirin Pehlevi yandaşı, Azur da berberi köle ve ikisi de kendini Avrupai göstermeye çalışıyor. Bunu da; (kendi kültür, kimlik ve