Bazı kültürlerde, ağızsal ilişkinin yasaklandığı doğrudur; ama eşcinseller arasındaki ilişki dışında cinsel ilişkinin yerine geçmedikleri için fellatio'nun (kadının ağzıyla erkek cinsel organının ilişkisi) da, cunnilinctus'un (erkeğin ağzıyla kadının cinsel organının ilişkisi) da sapma olarak görülmesi yanlıştır.
İlk zamanlarda erkek modası, dikkati açık olarak cinsel organların üzerine çekiyordu, bu moda pantolonların önüne bir torbacık eklenmesiyle doruğa ulaşmıştı. Cinsel organları içine alan bu ince uzun torbacık öyle yapılmıştı ki, organın sürekli dik durduğunu düşündürüyordu. Pantolonlara bu torbacığın konulmasından vazgeçildiği zaman bile, diz altından bağlanan kısa erkek pantolonları, kadınların bakışlarını bu önemli noktaya çekecek süslerle bezenmekteydi. Bu modaya uygun pantolonlar, 15. ve 16. yüzyıllarda yapılmış resimlerde görülebilir. Daha sonraki dönemlerin giyimlerinde de erotik izlenim yaratan öğeler çoğaltılmış ve bedenin öteki bölgelerine de yayılmıştı; 18. yüzyılın sonlarına dek, Avrupalı erkekler, giysilerini cinsel teşhire yönelik bir anlayışla diktirmeyi sürdürdüler.
Kimi erkekler için de, penisin boyu ve büyüklüğü, özseverci (narcissistic) doyum kaynağıdır. (...) Bununla birlikte kadınlar, penisin boyundan pek seyrek olarak etkilenirler; çünkü kadınlar genellikle estetiğine ve boyuna bakmaksızın, penisi yalnızca "işe yarar" bir organ olarak görürler; penisin boyunun kadınların gözünde erkeklerde olduğu gibi önem kazandığı pek seyrek görülür.
Savcı ve yargıçların kendi açılarından adaletli olan acımasız kararları, insanın duygusal yalnızlığı konusunda, üzüntü verici bir bilgisizliği yansıtmaktadır.
Cinsel suç işleyen eşcinsellerde, aynı suçun yeniden işlenme oranı, karşıcinsellere göre çok daha fazladır. Bunun nedeni, kısmen, eşcinsel ilişkinin çok seyrek olarak tam bir doyum sağlayabilmesidir.