" İnsanlar doğru yaşasaydı hastalık diye bir şey hiç oluşmazdı, yani Tanrısal tarihle uyum içerisinde yaşasaydı. Evrimi dikkate alacak olursak Tanrının gerçek niyetini anlarız: "O, onları cezalandıracak ve öldürecek, ta ki onlar O'na geri dönene kadar.” Gizemli sözcükler yerine çok basit kelimelerle bunun anlamı şudur; bütün insanlar hastalıklardan dolayı acı çekmektedir, ve yaratıcının kanunlarına, doğanın kanunlarına dönmedikleri sürece de acı çekmeye devam edeceklerdir."
"Doğa, tanrısal kanunların zuhur ettiği yerdir ve doğada mucize olmaz. 30, 40 veya 50 yıl boyunca yanlış beslenerek hastalığınıza bizzat kendiniz neden olduysanız, günahlarınızı telafi etmek için gerekli olan bedeli de ödemeniz gerekir. "
"Bu gizli hastalık yapıcı maddeler yerinden oynatıldığında, örneğin bir soğuk algınlığı geçirildiğinde, vücut mukus atmaya başlar. Kişi kendini kötü hisseder. Oysa doğanın bu arındırma işleminden memnun olması gerekir. Çözülen mukusun miktan, organizmayı sarsmak için yeterince fazla olduğu halde ciddi bir durum söz konusu değilse, bu rahatsızlığa grip teşhisi konulabilir. Fakat doğanın boşaltım işlemi, organizmanın daha derinlerinde gerçekleşiyorsa, özellikle akciğerlerde, o durumda mukus ve toksinlerin çözülümü çok fazla olduğu için kan dolaşımında zorlanma meydana gelir, bu tıpkı bakımsız bir makinenin veya el freni kaldırılmış bir arabanın çalışmasına benzer. Bu sürtünme işlemi anormal bir ısınma meydana getirir, ki buna da yüksek ateş diyoruz. Bu kez doktorların koyduğu teşhis, akciğer iltihabıdır. Oysa gerçekte meydana gelen olay şudur: Doğa, organizma için yaşamsal önem taşıyan organları, artıklardan kurtarmak için “hararetle” çaba sarf etmektedir. Şayet mukus atımı için zorlanan organ böbrek ise, ve fonksiyonlarında değişiklikler söz konusuysa, bu durumda rahatsızlığın adı böbrek iltihabı olacaktır."
"Sağlıklı görülen “normal” insanın vücudunda yoğun miktarlarda ilaç ve besin zehirlerinden oluşan ve adeta kronik bir depo haline gelen kütleler bulunmaktadır."