Bir gün arkadaşla herşeyi letgoya koyuyoruz, Osmanlı yüzüğü vardı arkadaşta, nerden eline geçtiyse bilmiyorum. Letgodan 100 liraya sattı. Sonra geldi knk satacak birşeyler bul, letgoya koyalım dedi. Heyecanlı tabi, klavye falan koyuyoruz letgoya, satacağımdan değil arkadaşın anlık hevesi kırılmasın diye. Bunlar yetmedi yok mu başka birşeyler. Aradık taradık, ablamın tozlanmış kitapları arasında 2 tane roman bulduk, tabi benim kitap dünyasından haberim yok o yıllar. Kitaplardan biri Peyami Safa "Yalnızız", diğeri Elif Şafak "Aşk". Bu romanları satabilirsin, hatta senin olsun dedim. Elif Şafak romanına 10 lira yazdık. Kızın biri 5 lira olmaz mı diye mesaj atmış arkadaşa, knk satıyorum dedi. 5 lira nedir satma dedim. -Sen zaten bana vermedin mi kitabı?
- Tamamda knk 5 liraya verme bari
- İyi 5 lirada ben sana veririm olur 10 lira, satıyorum kitabı.
- Bırak knk saçmalama.
Tabi sonra neyse satıyosan sat dedim. Kıza tmm 5 liraya olur yazdı.
Kız ben şuan Kelkitteyim, memleketime gideceğim iki saat sonra, otobüs kalkmadan pazar yerine kitabı getirebilir misin yazmış.
Hadi gidelim knk dedi.
Yok artık o kadarda değil. Motorsiklet burdan Kelkit'e 5 lira yakar zaten. Bide bir saat git gel vaktimiz gidecek. Neyse vazgeçirdim. Roman öylece kaldı. Aradan yıllar geçti, bir gün bir duvara çarpma hikayesi yaşanınca, kitap okumaya başladım. Aldım elime bu kitabı. Bu kitap için şunu söylemişti; lisede okumuştum o kitabı ve ağlamıştım. Acaba bende ağlar mıyım diye merak etmiştim. Ağlamadım, beklediğimi de bulamadım. Konu güzeldi, insanların kendi ağızlarından olaylara bakışları iyiydi. Yaşanmış olan Mevlana ve Şems kısmı gayet iyiydi, Elif Şafağın eklediği kısım çok pasifti. Başrol figüran gibi kaldı, Şems ve Mevlana karşısında.