Kitap benim için okuduğum diğer kitaplardan ayrı bir yere oturdu daha ilk sayfalardan. Ama yükseklere ya da daha alt kısımlara koyabildiğim bir kitap olmadı, ayrı olma sebebi bu kitabı nereye koyacağımı bilmemem. Hem çok okuttu hem ben ne okuyorum dedim. Anlamadığımdan değil, anlamlandıramadığımdan.
Kısaca Adelina küçükken bir salgın başlar ve salgın sonucu tüm yetişkinler ölürken tüm çocuklar farklı olur. Evet farklı, fiziksel özellikleri değişir bazılarında da özel güçler başlar. Kimisi ateşe hükmederken, kimisi rüzgara hükmeder. Gibi gibi. Bu özel güçlere sahip çocuklara da elitler denir. Adelina da gücünü keşfettiğinde(gücünün ne olduğunu söylemeyeyim sürprizi kaçmasın) yanlışlıkla bir cinayet işler ve elit olduğu ortaya çıkar. Ölümü için yakalanır. Ama kralı öldürüp tahtı ele geçirmek isteyen Hançer Cemiyetiyle yolları bir şekilde kesişir. Cemiyetin başında Ölüm meleği ve eşlikçi ile eğitimini tamamlayıp gücünü kontrol etmeyi öğrenmeye çalışırken bir yandan da Teren adlı engizisyoncuyla baş etmeye çalışır.
Adelinanın güçlerinin gelişmesini takip ederken aslında ne kadar korkulması gereken biri olduğunu okuyoruz. Annesini kaybetmesiyle kendisinden, bu salgının Adenilada bıraktığı izlerden tiksinen babasıyla büyüyor ve her an bu tiksinmeye, nefrete maruz kalıyor. Hem de aynı şartlarda olan kardeşine verilen sevgiyi görerek. Ben içindeki tüm nefreti, öfkeyi ve korkuyu anlayabildim ve Adelinayı da sevdim açıkçası. Sürekli ihanete uğruyor, seviyor sevdiği kişinin güçleri işine yaradığı için yaklaştığını öğreniyor, babası desen kendi karakterine bakmayıp kızın elinde olmayan bir hastalık sebebiyle geride bıraktığı haline nefret saçıp duruyor. Cemiyettekileri hiç demiyorum bile. Raffeale(yanlış yazmış olabilirim) başta sevsem de sonlarda cidden gıcıklandım. Ben de