Güntülü

Güntülü
@CumlePerisi
Okumak sizi kula kul olmaktan kurtarır.
Öğretmen/ Eğitim Gönüllüsü
AÖF İşitme Engelliler Sınıf Öğretmenliği/ AÖF İlahiyat
İstanbul
Ermenek
212 okur puanı
Aralık 2024 tarihinde katıldı
7/10
·192 syf.··
Beğendi
·
2026 33. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 19 Mayıs 2026 17:19
"Bir insanın ciğerlerini, nefes borularını sökerseniz o insan yaşar mı? Yaşamaz. Ormanları sökülen, ağaçları kesilen bir memleket de nefes alamaz, yaşayamaz." Herkesin İşi Gücü Var, isimli eser, yazarın toplumun röntgenini çekmekteki ustalığını ve kendine has mizahi üslubunu yansıtan öykü derlemelerinden biri. Kitap, adından da anlaşılacağı üzere, görünürde herkesin çok yoğun, telaşlı ve önemli işlerle meşgul olduğu ama asıl üretkenliğin, samimiyetin ve sistemin tıkandığı bir toplumsal yapıyı ironik bir dille ele alıyor. Aziz Nesin, bu kitaptaki öykülerde de bireysel ve kurumsal absürtlükleri harika bir şekilde işlemiş. Kitaba adını veren temada, insanların kendi yarattıkları bürokratik engeller, günlük koşturmacalar ve yapay sorumluluklar içinde nasıl kaybolduklarını görüyoruz. Herkes çok meşguldür ama ortada somut, faydalı bir sonuç yoktur. Yazar, bu kısır döngüyü okuyucuyu güldürürken derin derin düşündüren bir aynaya dönüştürmüş. Herkesin İşi Gücü Var, sadece gülmek için değil, toplumsal reflekslerimizi, sisteme olan körü körüne bağlılığımızı ve bireysel bencilliklerimizi sorgulamak için okunması gereken bir yapıt. Eğlenceli, akıcı ama bir o kadar da tokat gibi çarpan öykülerden oluşuyor. İyi okumalar...
Herkesin İşi Gücü VarAziz Nesin · Nesin Yayınevi · 2016162 okunma
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.

Güntülü

, bir kitap okudu
7/10
·192 syf.··
Beğendi
·
6 günde okudu
·
2026 33. kitabı
Aziz Nesin
7.9/10 · 162 okunma
8/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2026 32. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 15 Mayıs 2026 01:17
"İnsan bazen bir musikiyi dinler gibi kendi hayatını dinler; geçmiş, hatıralar ve kaybolmuş zamanlar o nağmelerin içinde yeniden doğar." Romanın merkezinde geçmişin ihtişamı ile modernleşmenin getirdiği kırılma var. Tanpınar, eski İstanbul kültürünün inceliklerini, musikisini ve aristokrat yaşam tarzını anlatırken, bu dünyanın yavaş yavaş çözülüşünü de gösteriyor. Kitapta yer alan 'mahur beste', aslında bir müzik eserinden çok bir sembol; Kaybolan bir medeniyetin zarafeti, hatıraların sürekliliği ve geçmiş ile bugün arasındaki görünmez bağı aktarıyor. Tanpınar bu romanda oldukça şiirsel ve düşünsel bir üslup kullanmış. Olay örgüsünden çok atmosfer, karakterlerin iç dünyası ve kültürel çağrışımlar ön planda tutulmuş. Bu yönüyle eser, klasik bir romanın ötesinde bir medeniyet muhasebesi gibiydi. Mahur Beste, Türk edebiyatında eski ile yeni arasındaki kırılmayı en zarif biçimde anlatan eserlerden biri bence. Tanpınar, bireylerin hikâyesi üzerinden aslında bir toplumun hafızasını ve kaybolan değerlerini anlatıyor. Romanı okurken insan, sanki geçmişten gelen bir musikiyi dinliyormuş gibi bir duyguya kapılıyor, güzel ama hüzünlü bir hatıra gibi. İyi okumalar.
Mahur BesteAhmet Hamdi Tanpınar · Dergah Yayınları · 20198,3bin okunma
7/10
·195 syf.··
Beğendi
·
2026 31. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 11 Mayıs 2026 17:46
"Bir üniversite kurmak bina yapmak değildir; asıl mesele düşünceyi, özgürlüğü ve merakı yaşatacak bir kültür kurmaktır." Eser, Sabancı Üniversitesi’nin kuruluş hikâyesini ve bu süreçte yaşanan düşünsel, kurumsal ve kişisel mücadeleleri anlatıyor. Kitapta üniversitenin ilk fikrinin doğuşundan kurumsallaşmasına kadar geçen süreç yazarın kendi tanıklığı ve hatıraları üzerinden aktarılmış. Kitap, klasik anlamda bir roman ya da akademik inceleme değil. Daha çok kurumsal hatırat ve liderlik anlatısı olarak değerlendirilebilir. Kitabın temel gücü, Türkiye’de bir vakıf üniversitesinin nasıl kurulduğunu içeriden bir bakışla göstermesi. Türkiye’de yükseköğretim sisteminde farklı bir model oluşturma düşüncesiyle başlayan bir süreci anlatıyor. Bir üniversite kurmanın yalnızca bina yapmak değil; akademik vizyon oluşturmak, uluslararası standartlar belirlemek, doğru akademik kadroyu bulmak gibi uzun ve karmaşık adımlar gerektirdiğini gösteriyor. Kitapta Sabancı ailesinin özellikle eğitim alanında kalıcı bir eser bırakma isteği önemli bir tema olarak öne çıkmış. Yazar, üniversitenin kurulmasını, "hayatının en önemli gayelerinden biri" olarak anlatıyor ve bu sürecin kendi kişisel gelişimiyle de iç içe geçtiğini vurguluyor. Kurucu kişi tarafından anlatıldığı için süreç oldukça samimi ve içerden görünüyor. Yaklaşık 100 sayfalık bir kitap olduğu için kolay okunuyor. Türkiye’de bir eğitim kurumunun nasıl planlandığını gösteren pratik bir örnek sunuyor. “Bir Üniversite Var Ederken”, edebi bir eser olmaktan ziyade bir kurumun kuruluş hikâyesini ve vizyonunu anlatan kısa bir liderlik ve eğitim anlatısı demiştim. Türkiye’de üniversite sisteminin gelişimi, vakıf üniversitelerinin doğuşu ve büyük bir projenin nasıl hayata geçirildiği konusunda merak duyanlar için oldukça öğretici bir
Bir Üniversite Var EderkenGüler Sabancı · Alfa Yayınları · 202030 okunma