Güntülü

Güntülü
@CumlePerisi
Okumak sizi kula kul olmaktan kurtarır.
Öğretmen/ Eğitim Gönüllüsü
AÖF İşitme Engelliler Sınıf Öğretmenliği/ AÖF İlahiyat
İstanbul
Ermenek
212 okur puanı
Aralık 2024 tarihinde katıldı

Güntülü

, bir kitap okudu
8/10
·240 syf.··
Beğendi
·
5 günde okudu
·
2026 36. kitabı
Peyami Safa
8.1/10 · 11,3bin okunma
Reklam
#1000k bunu neden sürekli tekrarlıyor, bir fikri olan var mı?
8/10
·288 syf.··
Beğendi
·
2026 35. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 31 Mayıs 2026 13:08
"Küçük mutluluklar denilen şeyleri doğru dürüst değerlendirmesini bilirseniz, bunların aslında büyük, hem de çok büyük mutluluklar olduğunu anlarsınız." (Sayfa: 9) Kitap, yazarın hayata karşı duyduğu çocuksu merakın ve dinozorca dik duruşunun gezi notlarına yansımış hali. Klasik gezi rehberlerindeki, "şuraya gidin, bunu yiyin" klişelerinden uzak; onun yerine gittiği yerlerin ruhunu, insanını ve tarihini kendi süzgecinden geçirerek anlatıyor. Kitabın sıcak bölümleri de var. Örneğin, Türkiye'nin efsanevi aydınlarıyla çıktığı Bodrum ve Mavi Yolculuk anıları gibi. Bu bölümler, Türkiye’nin bir dönemki entelektüel iklimini ve dostluklarını anlamak açısından da harika birer tarihi belge. Urgan'ın bu kitabı yazarken en büyük gücü samimiliği. Kendisini hiçbir zaman üstten bakan bir aydın olarak konumlandırmamış. Yaşlılığın getirdiği fiziksel zorluklarla, parasızlıkla, yolculukların yoruculuğuyla dalga geçebilen müthiş bir mizah duygusu var. Kitabı okurken karşınızda oturmuş, size çay ikram ederken anılarını anlatan tatlı ama bir o kadar da sert fikirli bir bilge varmış gibi hissediyorsunuz. İyi okumalar.
Bir Dinozorun GezileriMina Urgan · Yapı Kredi Yayınları · 20253,927 okunma
7/10
·261 syf.··
Beğendi
·
2026 34. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 27 Mayıs 2026 00:16
"Mezar taşları hali vakti yerinde onların mezarlarını işaret eden birer eserdir. Fukara ölüsü için mezar taşı birkaç ay devam eden bir çıkıntı ve sonra çiğnenerek yola kaybolmuş düz bir topraktan başka bir şey değildir. Mezarlıklardaki o topraklar ki içine giren vücut ile bir çıkıntı oluşturur ve sonra vücut toprağın kemirici unsurları tarafından öğütüldükçe bu çıkıntı çökmeye başlar ve yaşayanların ayakları tarafından bu çöküntü, basıla basıla dümdüz olurdu." ​Mahalle kelimesi bizlerde genellikle çocukluğumuzda iz bırakan o eski mahallelerinin sıcaklığını, dayanışmasını ve sevecenliğini çağrıştırır. Ancak Salahaddin Enis, bu nostaljik illüzyonu ilk sayfalardan itibaren yıkmış. Onun sunduğu mahalle; Birinci Dünya Savaşı ve Mütareke döneminin getirdiği yoksulluğun, ahlaki çöküntünün, güvensizliğin ve hayatta kalma mücadelesinin vurduğu bir bataklığı tarif ediyor. Yazar, toplumun en alt tabakasındaki insanları adeta bir laboratuvardaki denekler gibi titizlikle incelemiş. Romanın merkezinde yer alan Rüştü, savaşta on sekiz yerinden yara almış, gazi olarak İstanbul’a dönmüş bir asker. Tek amacı, geride bıraktığı karısına ve hiç görmediği oğluna kavuşmak. Ancak döndüğünde Cihangir’deki evinin yandığını, ailesinin kaybolduğunu öğrenir. Aç ve açıkta kalan Rüştü, tesadüfen bir mahalleye bekçi olur. Roman, Rüştü’nün gece yarısı sokakları arşınlarken hem kendi ailesinin izini sürmesini hem de o evlerin kapalı kapıları ardındaki çürümeye şahitlik etmesini konu alıyor. Mahalle, savaştan fiziksel ve ruhsal olarak paramparça dönen bir adamın çaresizliğini anlatırken, arka planda koskoca bir imparatorluğun başkentindeki toplumsal çöküşü de belgeliyor. Eğer insan doğasının karanlık yönleriyle yüzleşmekten çekinmeyen, toplumsal gerçekçi ve natüralist klasikleri seviyorsanız, Mahalle
MahalleSalahaddin Enis · Kapra Yayıncılık · 0259 okunma