Şu gökyüzü şu uçurum
Şu acın şu gururum
Bu oyun size kalsın
İstemem eksik olsun
Peki ne yapmak lazımmış
Sağlam bir dayı bulup
Ayağına sarılmak mı sırnaşık gibi
Bir ağaç gövdesini saran sarmaşık gibi eteğine sarılarak veli nimet sanmak mı
Mertçe davranmayıp hileyle tırmanmak mı
İstemem eksik olsun
Herkes gibi
Koşa koşa sonradan görmelere övgüler yazmak
Ya da bir bakanın yüzü gülecek diye bir an karşısında taklalar mı atmak lazım
Her gün birine ricayaya mı gitmeli
Kapı kapı dolaşıp pabuç mu eskitmeli
Yoksa nasır mı tutsun sürünmekten dizlerim
Yahut eğilmekten mi ağrısın belim
İstemem eksik olsun
Tavşana kaç tazıya tut mu demeli
Kaz gelecek yerlere tavuk mu göndermeli
Yoksa bir fino gibi hazır olda durmak mıdır ki acaba en münasibi
İstemem eksik olsun
Marifet şiire koyup ayı yıldızları
Aşka getirmek midir evde kalmış kızları
Yahut şan olsun diye meşhur bir kitapçıya giderek veresiye şiir kitabı mı bastırmalı
Acaba bulup bir alay sersem
Meyhane köşesinde dahi olmak mıdır hüner
Bir tek şiirle masa masa dolaşıp
Herkesten alkış mı dilenmeli
İstemem eksik olsun
Bu dini ve vatani tehlikeler karşısında yalnız bir kurtuluş çaresi vardır ki o da ilimlerde sanayi de askeri ve hukuki teşkilatlarda Avrupalılar kadar ilerlemektir yani medeniyette onlara eşit olmaktır. Bunun içinde tek bir çare vardır Avrupa medeniyetine tam bir surette girmek.
Türkçülüğün vazifesi bir taraftan yalnız halk arasında kalmış olan Türk harsını arayıp bulmak diğer cihetten Batı medeniyetini tam ve canlı bir surette alarak milli harsı aşılamaktır.
Kurtuluş savaşımızı kendi yaşayışından, yaşanmışlıklardan ve daha nice adı sanı duyulmamış kahramalarla birlikte farklı bir açıdan ele alan Halide Onbaşının bu eseri savaşın getirmiş olduğu tabloyu tüm gerçekliğinin yanı sıra acıyı, zülmü ve felaketleri de abartıya kaçmadan gözler önüne seriyor. Ayrıca Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarını da tarih kitaplarında yazmayan karekter özelliklerini de bizimle paylaşıyor. Rabbim bir daha Kurtuluş Savaşını yüce Türk milletine yaşatmasın inşallah