T F

Spinoza Tanrı sonsuzsa, bunu Tanrı olmayan bir şeyin olamayacağı düşüncesi izlemelidir, diye akıl yürütmüştü. Eğer evrende Tanrı olmayan bir şey bulursanız, o zaman Tanrı sonsuz olamaz, çünkü Tanrı, prensipte her şey olabildiği gibi o şey de olabilir. Hepimiz Tanrının parçalarıyız ama taşlar, karıncalar, çimenler ve pencereler de Tanrının parçalarıdır. Hepsi. Hepsi de inanılmaz karmaşık bir bütünün içinde birbirine geçer, ama var olan her şey nihayetinde bu tek bir şeyin, yani Tanrının bir parçasıdır.
Sayfa 122
Felsefe
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Spinoza, dünya ve dünyadaki yerimizin temelinde yapısal bir mantığın yattığına, bunun da akıl yoluyla ortaya çıkarılabileceğine inanır. Hiçbir şey şans eseri olduğu gibi değildir; tamamında bir amaç ve ilke vardır. Her şey devasa bir sistem içinde birbirine uyar ve bunu anlamanın en iyi yolu düşüncenin gücünden geçer. Deney ve gözlemden çok aklı vurgulayan bu felsefi yaklaşım, sıklıkla Rasyonalizm [Akılcılık] olarak anılır.
Sayfa 121
Felsefe
Filozoflar genellikle geometrinin dikkatli mantıksal adımlar yoluyla, kararlaştırılan başlangıç noktalarından şaşırtıcı sonuçlara doğru gitme biçimine hayranlık duyar. Eğer aksiyomlar doğruysa, sonuçlar da doğru olmak zorundadır. Bu türden geometrik akıl yürütme hem Rene Descartes'a hem de Thomas Hobbes'a esin kaynağı olmuştur.
Sayfa 120
Felsefe
Spinoza Dinlerin çoğu Tanrının dünyanın dışında bir yerde, belki de cennette olduğunu öğretir. Baruch Spinoza, Tanrının dünyada olduğunu düşünmesi bakımından alışılmadıktı. Bu fikrini ifade etmek için "Tanrı veya Doğa" hakkında yazdı, tanrı ve doğanın aynı şey olduğunu kastediyordu. Tanrı ve doğa tek bir şeyi tanımlamanın iki farklı yoludur. Tanrı doğadır, doğa da Tanrı. Tanrının her şey olduğu inancı, bir çeşit panteizmdi. Spinoza'nın başına epeyi iş açan radikal bir fikirdi bu.
Sayfa 119
Felsefe
Rene Descartes - o da Pascal gibi dini bütün bir Hıristiyan, bir bilim insanı ve matematikçiydi- Tanrının varlığının mantıkla kanıtlanabileceğini düşünüyordu. Pascal aynı fikirde değildi. Ona göre Tanrı inancı kalple ve imanla ilgiliydi. Filozofların genellikle Tanrının varlığı konusunda kullandıkları akıl yürütmeler onu ikna etmiyordu. Sözgelimi, Tanrının elinin kanıtını doğada görebileceğinize inanmıyordu. Ona göre bizi Tanrıya götürecek olan organ beyin değil, kalpti.
Sayfa 113
Felsefe