Örneğin, bugünkü Ürdün'de eski Nebatilerin başkenti olan Petra yakınlarındaki son ormanlar I. Dünya Savaşı'ndan hemen önce Hicaz demiryolu yapılırken Osmanlı Türkleri tarafından yok edildi.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Farklı kıtalardaki halkların uzun dönemli tarihleri arasındaki farklar, söz konusu halkların insanları arasında doğuştan gelen farklardan kaynaklanmaz, yaşadıkları çevrelerin koşulları arasındaki farklardan kaynaklanır.
Bitkilerin doğrudan doğruya arkeolojik kanıtlarıyla, daha dolaylı dilsel kanıtları üst üste koyduğumuzda, Sahra'da binlerce yıl önce süpürgedarısını ve darıyı evcilleştiren insanların bugünkü Nilo-Sahra dillerinin ataları olan dilleri konuştukları sonucuna varabiliyoruz. Aynı şekilde Batı Afrika'nın yağışlı kuşak bitkilerini ilk evcilleştiren insanlar bugünkü Nijer-Kongo dillerinin ataları olan dilleri konuşuyorlardı. Son olarak, Afro-Asya dillerinin ataları olan dilleri konuşan insanların Etiyopya'nın yerli bitkilerini
evcilleştirmekle ilişkileri olabilir, Bereketli Hilal tarım bitkilerini Kuzey Afrika'ya tanıtanlar kesinlikle onlardı.
Dolayısıyla elimizde hiç bitkibilimsel ya da arkeolojik kanıt olmasaydı bile yalnızca dilsel ipuçlarına bakarak ilkin yerli Batı Afrika bitkilerinin evcilleştirildiğini, daha sonra Endonezya bitkilerinin geldiğini, Avrupa'dan gelenlerin en sona kaldığını kestirebilirdik. Kaliforniya Üniversitesi'nde tarihçi Christopher Ehret, evcil bitki ve hayvanları her bir Afrika dil ailesine mensup insanların hangi tarih sırasıyla kullanmaya başladığını saptamak için bu dil yaklaşımını uyguladı. Sözcüklerin genellikle hangi hızla değiştiğini ortaya çıkaran hesaplamalara dayalı, dil tarihlendirmesi denen bir yöntemle karşılaştırmalı dilbilim, evcilleştirme ya da bitkilerin geliş tarihlerini ortaya çıkarmamıza yardımcı olabilir.
Ne de olsa Mısır MÖ 3000 yılında hiç kuşku yok ki Afrika'nın en karmaşık toplumunun yaşadığı yerdi ve dünyada yazının en eski merkezlerinden biriydi. Gelgelelim Afrika'da, büyük olasılıkla yiyecek üretiminin en eski arkeolojik kanıtlarını Sahra'da buluyoruz. Bugün elbette Sahra'nın büyük bir bölümü çok kurak, orada ot bile yetişmiyor. Ama MÖ 9000 ile 4000 arasında Sahra
daha nemliydi, çeşitli göllere sahipti, av hayvanı doluydu. Sahra halkı o dönemde sığır beslemeye, çanak çömlek yapmaya, daha sonra koyun ve keçi yetiştirmeye başlamıştı, ayrıca süpürgedarısını ve darıyı da evcilleştirmeye başlamış olabilirler.