Böyle dilsel ipuçlarına bakarak akıl yürütmeyi daha açık bir şekilde anlatmak için size tanıdık bir örnek vermek istiyorum:
İngilizcenin coğrafi kökenleri. Bugün anadili İngilizce olanların büyük bir çoğunluğu Kuzey Amerika'da yaşamaktadır, geri kalanı da dünyanın başka yerlerine, Britanya, Avustralya ve başka ülkelere dağılmış durumdadır. Bu ülkelerin her birinde İngilizcenin o ülkeye ait lehçeleri konuşulur. Dillerin dağılımıyla ve tarihle ilgili hiçbir bilgimiz olmasaydı, İngilizcenin Kuzey Amerika’da ortaya çıktığını ve sömürgeciler aracılığıyla Britanya ile Avustralya'ya taşındığını düşünebilirdik.
Oysa İngilizcenin bütün bu lehçeleri Germen dil ailesinin yalnızca aşağı sıralardaki alt grubunu oluşturur. Bütün öteki alt gruplar -çeşitli İskandinav, Germen, Hollanda dilleri-Kuzeybatı Avrupa'ya sıkışmış durumdadır. Hele hele İngilizcenin en yakın akrabası olan Kuzey Felemenk dili, Frizce, Hollanda'nın ve Batı Almanya'nın kıyı bölgesinde minicik bir köşeye şıkışıp kalmıştır. Buna bakarak bir dilci, doğru bir mantıkla, İngilizcenin Kuzeybatı Avrupa'nın kıyı bölgesinde ortaya çıktığı ve oradan dünyaya yayıldığı sonucunu hemen çıkarır. Gerçekten de kayıtlı tarihten
bildiğimize göre İngilizce MS beşinci ve altıncı yüzyıllarda istilacı Anglo-Saksonlar aracılığıyla oradan İngiltere'ye taşınmıştır.