Momo, günümüz dünyasında insanların kalabalıklar içinde nasıl yalnızlaştıklarını anlatan okuması keyifli, güzel bir eser. İnsanların vakitlerini birbirlerine değil de sadece işlerine ayırarak nasıl robotlaştıklarını, mutsuz hale geldiklerini gözler önüne seriyor. Özellikle teknolojik gelişmelerle birlikte işler daha kısa sürede halledilebilirken bir şeylere vakit ayırmaktada da bir o kadar zorlanıldığını görüyoruz. Oysaki geçmiş yaşantımızda daha uzun zaman diliminde işler ilerlese de mutluluk vardı. Biz insanlar dokunmaya, sevmeye muhtacız. Bir insanın gözlerinin içine bakarak sohbete ayrılan zamandan alınan keyif paha biçilemez. Lakin teknolojiyle birlikte bu zamanı kazanmak isterken elimizden kayıp gidişini görüyoruz bu kitapta.
Kitabın sonunda geçen “Ben size bütün bunları olup bitmiş gibi anlattım. Oysa gelecekte olacakmış gibi de anlatabilirdim. Benim için ikisi arasında büyük bir ayrım yok.” sözü ise aslında anlatılanların sadece bir hikâye olmadığını, her dönemde yaşanabilecek bir gerçek olduğunu vurgulamaktadır.