Goffman damgalanmayı, damgalanan bireye daha az değer verme davranışı ve toplumda daha az istenilebilir durumu olarak ifade eder. Onun eserinde damgalanmaya örnek olarak köleler, azınlık gruplar, dolandırıcılar ve çocuksuz evli çiftleri görebilmek mümkündür ve Goffman’a göre bu insanlar ya gözden düşürülmüş ya da gözden düşürülmesi muhtemel insanlardır (Poloma, 2011: 211). Damgalamanın temelinde daha çok olumsuz inanç ve tutumlar yer alır ve bunun sonucu olarak bir önyargı doğar; kısacası damgalanmanın hayat bulduğu zeminlerden biride önyargı olmaktadır (Bilge & Çam, 2010: 71). Damgalama toplumsal anlamda iletişim süreçlerine etki edebileceğinden, iletişim süreciyle başlayan ayrımcılık, toplumsal dışlanma ile sonuçlanır. Bu bağlamda Goffman’a göre damgalamanın asıl amacı bireyi toplumdan ayırmak ve onu toplum dışında tutmaktır.
Bu eserde dinin kökenini açıklamak için toplumsal olgulara ve pratiklere başvurmuş ve bu açıklamayı yapmak için de dinin daha çıplak bir biçimde göründüğü ilkel toplumlardaki görünümüne bakmayı