Bu hafta Tanrı’yla konuşmadım.
Yani aslında her hafta konuşuyorum ama bu hafta o da suskun.
Terapist, “inanç sisteminiz nedir?” diye sorduğunda, “İnancım yok, alışkanlıklarım var,” dedim.
Bu alışkanlıklar:
• İyileşemeyeceğimi varsaymak
• Yardım almayı utanılacak bir zaaf sanmak
• Kendimden kaçarken, kendimi hep yanımda taşımak
Bugün koltuğa daha rahat oturdum.
Yani vücut rahatladı, ruh hala alarmda.
Terapist gülümseyerek “iyi görünüyorsunuz” dedi.
İşte orada içimdeki ikinci ses devreye girdi:
“Masken mükemmel çalışıyor.”
Bir ara çocukluğuma indik.
Freud’un kemikleri bile bu sahneye itiraz ederdi.
İlk defa babamdan bahsettim.
Dövdüğü için değil, yokluğu daha çok can yaktığı için.
“Hiç kimseyi rol model olarak gördünüz mü?” diye soruyor.
Kafamdan geçiyor:
• Lenin
• Karl Marks
•Stalin
Ama ben “bilmiyorum” diyorum. Çünkü bu seans, dürüstlükle intihar arasındaki çizgide yürümek gibi. Fazlası mahveder. Azı işe yaramaz…..