Zeliha o hâle gelmişti ki çörekotundan ödağacına kadar herşeyin adı Yusuftu onun
için. Yusuf'un adını başka adlara gizlemişti, mahremlerine bu sırrı söylemişti.
Yakup gibi hüzünler içerisinde kalan gönlüm, senin Yusuf güzelliğindeki cemalini arzuladı. Ey
saba yeli! Gel şu mahzun gönlüme Ken'an diyarının yolları ne tarafta ise göster.
Rivayete göre Fatih bir gün at üzerinde bendeleriyle seyrana çıkmış.
Sağanak geçen bir nisan mevsimi olsa gerek, yolda atının ayağından sıçrayan bir çamur katresi hemen ardındaki bendesinin yanağına yapışmış. O sırada Ahmet Paşa, mahbubun
gül yanağı üzerine sıçrayan çamuru görüp,
-"Yâ leytenî küntü türâbâ" deyivermiş.
Bu ibare Nebe suresinin 40. âyetinde geçer ve mealen "Keşke toprak olsaydım."
demeye gelir.
«Şimdilerde bazı ahmakların "Allah neden Müslümanlara yardım etmiyor?" diye
gevelediklerini işitiyoruz. Hâşâ! Yüz bin kere hâşâ! Allah çalışana her daim yardım
ediyor. Velev, kâfir olsun. "el-Kâsibi habîbullah" nassı gün gibi ortadayken biz miskin miskin oturalım, aleyhimize gelişen hiçbir şeye ses çıkarmayıp gayretten uzaklaşalım,
sonra da "Allah neden Müslümanlara yardım etmiyor?" diye saçmalayalım. Bu tavır, salifü'z-zikr âyeti inkâr değil midir?!..