I
Hiçbir şeyden çekmedi dünyada
Nasırdan çektiği kadar;
Hatta çirkin yaratıldığından bile
O kadar müteessir değildi;
Kundurası vurmadığı zamanlarda
Anmazdı ama Allah'ın adını,
Günahkâr da sayılmazdı.
Yazık oldu Süleyman Efendi’ye.
II
Mesele falan değildi öyle,
To be or not to be kendisi için;
Bir akşam uyudu;
Uyanmayıverdi.
Aldılar, götürdüler.
Yıkandı, namazı kılındı, gömüldü.
Duysalar öldüğünü alacaklılar
Haklarını helal ederler elbet.
Alacağına gelince...
Alacağı yoktu zaten rahmetlinin.
III
Tüfeğini depoya koydular,
Esvabını başkasına verdiler.
Artık ne torbasında ekmek kırıntısı,
Bir ihanet söylentisi üzerine adak...
çünkü gün hâlâ dönüp gecenin karanlığına bir mızrak gibi saplanmaktadır...
ve kör çocuklar bağırır, kırılır manivela
yoksulluk hatıra şayan bir özgelikle muhabbeti tınlatır
çünkü sen ellerimi tutsaydın eğer
çünkü ellerimi tutmuş sayardım seni
ve inanmayacaksin ama bu
bir şeyi muntazaman bir müdanasızlıkla karşılamaktır.
bu şiiri senin için kestiğim ümidin kanıyla yazıyorum kardeşim
ki anla,
bu sırtımdan uğradığım belki onuncu ihanet için bir adaktır...
iyi başlayan vasat bir filmdi bizimkisi
ışıklar söner, salon sessizleşir
bir kör vurur kendini karanlık derinleşir
ecel kara bir pars gibi inmiş olur geceye
ve sen benim derdimi dinlemedikçe
suya batan cesedin giderek ağırlaşır...
çünkü gün hâlâ dönüp gecenin karanlığına bir mızrak gibi saplanmaktadır...
çünkü günün muhakkak bir şarkısı uyur gecede
bir tel diye gerdiğim sesini söküp çıkardım sazımdan,
niçin döktün derdini mademki çalmayacakıtn!?
ben bu kulluk bahsinin hakkını vereceğim
dost olmayan ne bilsin idrak acze sebeptir ve kıyılarını parçalarcasına vuran dualarım dertlerinden bir bir çekilecektir.......