"İnsan, arzulayan bir varlıktır denildiğinde, onun bu nedenle bir tanrı olmadığı düşünülür. Çünkü tanrı, bir şeyin eksikliğini duyumsamaz ya da arzulamaz, o kendinde tam ve mükemmeldir. Arzunun kendisi tanrısal olanla ilişkilendirilmez. Platon'un Şölen diyaloğunda Diotima'nın eros'u bir tanrı olarak görmemesi, tam da bu nedenledir. Eros, annesi yoksullukla (Penia) babası bolluğun (bereket tanrısı Poros) çocuğu olarak, özeğinde yoksulluk içeren ve bolluğa, tatmin olmaya yönelen tüm varoluşların genel hâlidir. O, bu görünümüyle bir tanrı olarak düşünülmese de evrensel bir sabite ve tüm varoluşa yayılmış bir yeti olarak ele alınabilir. Diotima, eros'un anne karnına düştüğü günün Aphrodite'in doğduğu gün olduğunu, dolayısıyla da eros'un Aphrodite'e âşık, onu arzulayan bir isteme olduğunu belirtir. Bu aslında arzunun nihayetine işaret eden bir belirlenimdir. Eros'un isteği, son sınırında güzele bağlanır."