Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Başımda cayır cayır yanan bir ateşle sığındım bu şehre,
Şehir upuzun bir revirdi, kimselere sıra gelmedi.
Bir organımı aldırdım ve hangisiyse unuttum onu.
Ben sustukça dünya habire pul yapıştırdı zarflarıma,
Sokaklara mektuplandım, odalara adreslendim,
Yağmaladım bu hezeyandan kurtulabilmiş ne kadar söz varsa,
Bilinsin ki artık ne o şarkıyla mutluyum ne de bu şarkıyla.
Narin ölümlerden sorumlu buldum kendimi,
Yanlış iplerle yanlış kuyulara indim, çıkardılar
Külfetlere bulandım, tozlarla konuştum,
Ben kendimi unutsam da onlar beni hep hatırladılar,
Dalların ağaç olma hayaline inandım,
Bütün yaralı atları evlerine kadar taşıdım,
Vicdanın narhı düştü bana.
Narin ilmeklere sardım kendimi, böyle kurtuldum,
Kozasız hayatta kalınmıyor, buna inan.☆
Tebessümün mutlulukla o denli bir ilgisi yoktur ve hep yanlış anlaşılmış bir konudur aslında. TEBESSÜM, GÜLMEYE NE KADAR YAKINSA AĞLAMAYA DA O KADAR YAKINDIR.☆ Hatta çoğunlukla güleceğimiz zaman değil de ağlayacağımız zaman tebessüm ederiz de onlar hep bizi yanlış anlarlar.
Bitiremediğimiz kitaplar, bitirdiklerimizden fazladır. Ve onlar için hep "yarım bıraktım" deriz. Bir kısmı için doğrudur bu tanım ama bazıları için de yanlıştır. Çünkü o bazıları bizi terk eder ve aslında onlar bizi yarım bırakır. Şöyle derler bize, imrenilen bir soğukkanlılıkla: "Birader, kusura bakma ama seni terk ediyorum. Çünkü bahsettiğim mevzudan hiçbir şey anlamıyorsun. İyi niyetini, çabanı takdir etmekle birlikte ne yazık ki ortak bir noktamız yok ve bu ilişki çok zorlama geliyor bana. Sen gidip biraz daha piş sonra duruma tekrar bakarız."
Evet, ekim ayının son haftasında çok sağlam terk edildim...☆