tîn

tîn
@DEVRIMTIN
İzliyor, okuyor ve yazıyorum. Savrulmaktan kurtulamıyorum ama yaşamaya katlanmaya çabalıyorum. Ve buraya izlenimlerimi bırakıyorum.
Kütüphanem: Kaplumbağa Kabuğum.
sadece kendi özel kütüphanemde, kendi kitaplarımla yahut daha doğrusu benim olduğunu bildiğim kitaplarla birlikteyken mutluluk içinde çalışabilirim. Belki de bu halimde kadim bir sadakat duygusu, bir nevi huysuzlukla kendini gösteren evcimenlik, yaradılışımda var olan ve anarşist gençliğimin asla kabul etmeyeceği daha muhafazakar bir özellik saklıdır. Kütüphanem benim kaplumbağa kabuğumdur.
Sayfa 24·Kitabı okudu
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
"Asla yeterince kitaba sahip olmadığım hissini taşırım," der Petrarca. "Kitaplar insana derinlikli zevkler sunar, damarlarımızdan akar, bize akıl verir ve bizi bir nevi faal ve yoğun bir aşinalıkla sarıp sarmalar ve tek bir kitap kendi başına ruhumuza sızmakla kalmaz, fakat diğer pek çok kitabın yolunu açar ve bu şekilde içimizde başka kitaplara yönelik bir özlem uyandırır."
Sayfa 21·Kitabı okudu
Belki de bir sanal kütüphanede huzur bulamamamın ardındaki neden budur: Bir hayalete gerçek anlamıyla sahip olamazsınız (oysa hayalet size sahip olabilir). Ben sözel şeylerin maddeselliğine, bir kitabın somut varlığına, şekline, boyutlarına, dokusuna ihtiyaç duyarım. Maddi varlığı olmayan kitapların sunduğu kolaylıkları ve onların yirmi birinci yüzyıl toplumundaki önemini anlıyorum, fakat benim açımdan bu kitaplar platonik ilişkilerin niteliğine sahiptir. Ellerimin bu kadar iyi tanıdığı kitapların kaybını fazlasıyla derinden hissetmemin sebebi herhalde budur. Benim de inanmak için dokunmaya ihtiyaç duyan Tomas'tan bir farkım yoktur.
Sayfa 19·Kitabı okudu
Kütüphanelerimin her biri bir nevi çokkatmanlı otobiyografidir; her kitap onu ilk kez okumuş olduğum ani içerisinde muhafaza eder. Sayfa kenarlarındaki karalamalar, kitabın başındaki boş sayfaya atılmış muayyen bir tarih, bugün esrarını koruyan bir sebepten dolayı sayfanın tekini işaretleyen sararmış bir otobüs bileti - bunların hepsi de bana o zamanlar kim olduğumu hatırlatma çabası içindedirler. Çoğu zaman bu yolda başarısız olurlar. Belleğimin şahsıma olan ilgisi kitaplara yönelik ilgisinden daha azdır ve uzun zaman önce tek bir kez okunmuş olan öyküyü anımsamak onun okuru durumundaki genç adamı hatırlamaktan daha kolay hale gelir.
Sayfa 18·Kitabı okudu
Çoğu zaman kütüphanemin kim olduğuma açıklık getirdiği, bana yıllar içerisinde kendini daimi olarak dönüştüren değişken bir benlik verdiği duygusunu yaşamışımdır. Ne var ki, buna rağmen, kütüphanelerle kurduğum ilişki her zaman için tuhaf bir ilişki olmuştur. Bir kütüphanenin kapsadığı alana bayılırım. Bir toplumun kendi adına seçtiği kimliğin simgeleri misali heybetli ya da silik, korkutucu ya da samimi olabilen kamu binalarına bayılırım. İngilizce ile İtalyancada yukarıdan aşağı ve Almanca ile İspanyolca aşağıdan yukarı okunması gereken dikey sırt yazılarından isimlerini kestirmeye çalıştığım sonsuz kitap sıralarına bayılırım. Boğuk seslere, düşüncelere dalmış sessizliğe, lambaların (hele ki, yeşil camdan yapılmışlarsa) dingin ışığına, kuşaklar boyu okurların dirsekleriyle aşındırıp perdaladığı masalara, toz, kağıt ve deri kokusuna ya da üstleri plastik kaplı yeni kuşak masalara ve karamel kokulu temizlik ürünlerine bayılırım. Danışma bankosunun her şeyi gören gözüne ve kütüphanecilerin kahinleri aratmayan ihtimamına bayılırım. Kataloglara, en çok da (her nerede yaşatılıyorlarsa) içlerinde daktiloyla yahut elle yazılmış sunular bulunan eski kart çekmecelerine bayılırım. Bir kütüphanede -herhangi bir kütüphanede- bulunduğumda asla tam olarak akıl erdiremediğim bir sihirbazlık numarasıyla katıksız sözel bir boyuta dönüştürülüyormuşum duygusuna kapılırım. Eksiksiz, hakiki öykünün orada, raflardaki bir yerde olduğunu bilirim ve tek ihtiyacım onu bulmamı sağlayacak zamana ve fırsata sahip olmaktır. Bunu hiçbir zaman yapamam. Öyküm ele avuca sığmazlık niteliğini korur, çünkü o asla nihai öykünün kendisi değildir.