Yüreğimde hayatın çeşitli görünüşlerine, dünyadaki başka varlıklara yönelebilecek ne kadar sevgi varsa, hepsini ona karşı duyuyordum. Onu sevmek, yaşamayı sevmek, dünyayı sevmek gibi bir şeydi. Bu yüzden ondan kaçmaktan başka çarem yoktu.
Çünkü biliyorum; yaşama küskün, kırgın ölmüş bir yazarın dediği gibi, insanlar "Bizim gerçekliğimizi değil, kendi yalanlarını söylerler" durmaksızın. Bu yalanları dinlemekten usandığım için, eski tanışlarımın hiçbirini arayıp sormuyorum.
Ayrıntılar değişince yokluklarını anlıyor, tedirgin oluyorum. Oysa onlarla haşır neşir yaşayıp giderken de varlıklarını bilmem gerekir. Bunun için kendimi bakmaya ve görmeye alıştırmalıyım.