Köyde büyümüş biri olarak, bu kitabı okuyunca aslında pek çok şeyi hiç görmemiş olduğumu fark ettim. Elbette benim çocukluğumun zamanı farklıydı. Ama okuduklarıma çok şaşırdım, 'bu kadar da olamaz' dedirten yerler oldu. Gerçeklikle sarsıldım. Kitap hem sosyolojik hem de tarihsel açıdan çok önemli.
Mahmut Makal, 1930’da Aksaray’ın Demirci köyünde doğmuş. Çok küçük yaşlarda tarlada çalışmış, keçi gütmüş; köylü çocuğu olmanın bütün zorluklarını yaşamış. Daha sonra İvriz Köy Enstitüsü’ne girmiş ve 1947’de, 17 yaşında mezun olmuş. 1950 yılında, henüz 20 yaşındayken “Bizim Köy” kitabını yayımlamış.
Kitap, yayımlandığı dönemde büyük yankı uyandırmış. Mahmut Makal’la başlayan köy gerçekliğini topluma sunma çabası, Fakir Baykurt, Talip Apaydın, Dursun Akçam gibi enstitülü yazarlarla devam etmiş. “Bizim Köy”, Türk köyünü romantize etmeden, acı gerçekleriyle anlatan ilk eserlerden biridir. O dönem kalkınma propagandasıyla her şey toz pembe gösterilirken, bu kitap gerçeği bütün çıplaklığıyla ortaya koymuş.
Bu yüzden Mahmut Makal hakkında, “devletin manevi şahsiyetini tahkir” (yani itibarını zedelemek) suçlamasıyla dava açılmış. Gözaltına alınmış, ifadeye çağrılmış. Ancak kitap yurt içinde ve dışında dikkat çekince üzerindeki baskı azalmış. Bu süreçte Makal şöyle demiş:
“Ben yalnızca gördüğümü yazdım. Ama herkes sanki gizli bir şey ifşa etmişim gibi davrandı.”
“Bizim Köy”, 1966’da UNESCO tarafından “Dünya Kültürüne Hizmet Ödülü”ne değer görülmüş.
Kitaptan bazı alaıntılar paylaşacağım.
“Köylü sabah kalkar, soğuk su içer. Karnında bir şey yoktur. Akşama dek çalışır. Akşam, belki bir tas ayranla yatar.”
“Okuma bilmeyen bir köydeyim. Kitap görmek, peygamber görmüş kadar sevindirebilir köylüyü. Ama okumaz, duvara asar.”
“Kadın sabah kalkar, süt sağar, tandır yakar, çocuğa bakar.