“Uzun yalnızlıklarda insanın iç sesi, dost olmaktan çıkıp paranoyaya dönüşür; düşünceler, deliliğe doğru kıvrılan küçük komplo yollarına sapar. Kaçınılmaz bir dönemeçtir; içte biriken görünmez öfke, en kolay hedefe yönelir: görüntülü olana. Parlayan her şey tehdit gibi görünür, neşesiyle suçludur, kalabalığıyla tahrik edicidir. En nihayetinde, kendi gölgesine sığınmış o zihin, dışarıda gördüğü her ışıltıya taş atmaya başlar.” Deniz Gökkan