Bir kez, ama sadece bir kez, diye anlatmıştı Irene, on yedi ya da on sekiz yaşındayken, çırıl- çıplak soyunup aynanın önüne geçmişti ve ikinci bir aynayla her yanını uzun uzun incelemişti. Ondan sonra çıplaklığına bir daha tahammül edememişti. Asla duş almıyordu, mum gibi solgun teninin altında, tıpkı bir röntgen filmi gibi ölümü yansıtan çarpık uzuvlarını görmemek için bir köpük yığınının altında küvette yıkanıyordu. Çıplak vücudunu görmek- ten deli gibi korkuyordu, kimse, kendisi bile görmezse bedeni ortadan kalkabilirmiş gibi akşamları ve sabahları hızla soyunup giyiniyordu.