Nasıl her şeye bu kadar kolay ikna oluyorsunuz? Anlamadığınız fikirlere tutunuyorsunuz, tanrılara yalvarıyorsunuz, birbirinize sonsuz aşk yeminleri ediyorsunuz…Sonra tüm inançlarınız yerle bir olduğunda, hiçbir şey değişmemiş gibi yolunuza devam ediyorsunuz. Bir de utanmadan buna gelişme deyip aslında hiçbir şeyden ders almıyorsunuz. Sözlerinizin, inançlarınızın kendi gözünüzde bile hiçbir hükmü, değeri yok aslında. Şu ya da bu yol fark etmiyor sizin için; yeter ki sefil varlığınızı manalı kılacak bir yalan olsun hayatınızda.
İnsan, çok matah biri sayılmayacağının farkında bile olsa, hep kendini diğerlerinden farklı bir yere koyma eğiliminde ve ben kulunuz da aynen böyleyim.
İçimi kaplayan duyguyu izah etmem zor. Kızgınlık, kırgınlık ya da düş kırıklığı değildi. Beklentiye dair beklentisini yitirmek gibi bir şey…Yıllarca yasını tuttuğunuz birinin aslında hiç yaşamamış olduğunu öğrenmek gibi bir şey…