Hasan Fehmi'yle Tevfik'in akıllarında tek bir şey vardı: Korku. Geriye dönememenin, mezarsız bir ölü olmanın, bir askeri anıtta bir satırcık isim olarak kalmanın, uzuv uzuv parçalanmanın korkusu. Bu korku daha önce tanıdıkları hiçbir şeye benzemiyordu.