"Şu üzerine sırtüstü uzandığımız koca koca taşlar var ya," diyor Efsun Abla, "hep köleler taşımış bunları buraya. Bütün eski şehirlerin surlarını köleler yapmış. Sırtlarında kırbaç izleri, ayak tabanlarında, ellerinde yaralar. At gibi vururlarmış sakatlanan köleleri. Kölelerin kalbi inşa ettikleri şehre hep derin bir nefretle dolarmış. O yüzden bu dünyada mutlu şehir yoktur Musa."
Şiiri sadece yazılır bir şey sanıyor Efsun Abla. Yaşanabileceğinden habersiz. Oysa kendisi bir şiirin içinde yaşıyor. Ama umurunda değil. Ne yaşadığı şey ne de kim olduğu. Kimse de onu umursamasın istiyor. Şimdiki zamanın insanı. Ne geçmişle bağ kuruyor ne gelecekle. "Kimsin?" desen, "Benim!" der o kadar. Hangimiz "Kimsin?" dendiğinde sadece "Benim!" diyebiliriz?
Benim aklımda olanlar ve olmayanlar, onların aklında olacaklar ve olmamışlar. Ben hep şimdiki zamandayım, onlar hep gelecek zamanda.
Bu mudur hayat Efsun Abla?