Damla Topal

Damla Topal
@DamlaninSatirAralari
Reklam
kader döngüsü
Tıpkı Itırlar Hanımı’nın dediği gibi “kader” denen şey, “ilahi karmaşa” da bir matematikti ve insanoğlunun en büyük hatası da onu sadece neticeler yaratan bir şey olarak görmesiydi. Oysa insanın yaptıkları kadar yapmadıklarını da, seçtikleri kadar seçmediklerine de, oldukları kadar olmadıklarını da içine alıyordu kader. O, zaman boyunca uzanan, yani geçmişten gelip dört nala geleceğe doğru ilerleyen düz bir çizgi değildi. Kader bir döngüydü. İçinde neticeler barındırdığı kadar, görülmemiş, gizli kalmış sebepler de barındırıyordu. Bitişlerle olduğu kadar başlangıçlarla da doluydu. Tek mesele kaderi okumakta, okuyabilmekteydi. Aşçıbaşı’nın ve yeryüzünde daha bir çok insanın yaptığı gibi kaderin sadece tek bir kısmına bakıp kalmak, insanın kendisini bir girdaba hapsetmesiydi sadece. Oysa önemli olan döngünün bütününe bakabilmek, zamanlar, mekanlar, insanlar ve olaylar arasında kendi bıraktığı izleri sürebilmekti. Bunu yapabilmek, bu ilahi matematiğin içine gizlenmiş denklemleri belirgin kılıyor, elinizden alınanlar kadar önünüze sunulanları da görebilmenizi sağlıyordu. 
Sayfa 261
Sen ne yaptın ?
İşte Aşçıbaşı, en pespaye utançların, insanın yaptıklarından ya da beceremediklerinden değil de eylemeyerek yarım bıraktıklarından kaynaklandığını, hatta boş, yersiz, ya da beyhude ve hatta kötü amellerin bile kendilerince bir doğruluğunun ve gururunun olduğunu Itırlar Hanımı’nın konağıı’nda böyle öğrenmişti.
Sayfa 231
Asılacak Kadın üzerine incelemem
Puan vermedi·152 syf.·
2026 35. kitabı
Asılacak Kadın herkesin “mutlaka okunmalı” dediği kitaplardan biri. Bitirdim. Ve dürüst olayım ben o etkiyi hissedemedim. Evet, anlattığı şey ağır. Cinsel şiddet, çaresizlik, ezilen bir genç kadın, toplum baskısı… Üstelik gerçek bir olaydan esinlenilmiş olması da kitabı daha sarsıcı hale getiriyor. Ama mesele şu ki ben kitabın konusundan çok, anlatım biçimiyle mücadele ettim. Pınar Kür , bilinç akışı tekniğini yoğun kullanıyor. Karakterlerin zihninin içine giriyoruz, olayları parçalı ve dağınık şekilde görüyoruz. Birçok okur tam da bu yüzden kitabı çok güçlü buluyor. Ben ise tam tersine metinle arama mesafe girdiğini hissettim. Kitabın dili bana fazla soğuk geldi. Karakterlerin yaşadığı dehşeti anlıyorum ama hissedemedim. Sanki sürekli dışarıdan bakıyormuşum gibi oldu. Belki de beklentim çok yükselmişti çünkü yıllardır herkes bu kitaptan “tokat gibi” diye bahsediyor. Bende o tokat hissi yerine daha çok yorgunluk bıraktı. Yine de şunu inkâr edemem: 1979’da böyle bir konuyu bu kadar açık yazabilmek gerçekten cesurmuş. Zaten döneminde müstehcen bulunup dava açılması da boşuna değil. Ama bazen önemli bir kitap olması, herkes için etkileyici olduğu anlamına gelmiyor sanırım. Benim için daha çok “saygı duyduğum ama sevemediğim” kitaplardan biri oldu.
Asılacak KadınPınar Kür · Can Yayınları · 202611,5bin okunma