Aşk bir ruh kangreni; o kadar çabuk ilerliyor ki. Daha şimdiden ne haldeyim. Zamanı saatlerle, dakikalarda değil, güneşin doğup batmasıyla değil, sizinle ölçüyorum: 'Onu gördüm, görmedim, göreceğim, görmeyeceğim, gelecek, gelmeyecek...'
Bütün bunlar, gençlikte güzel; çünkü gençlik heyecanların tatlısına, acısına kolayca dayanır; benim yaşımda insan, huzur arıyor, ben uykulu ve uyuşuk huzura alışmışım; fırtınalara tahammülüm yok.
Sayfa 310 - Türkiye İş Bankası Kültür yayınları·Kitabı okudu
'İnsanın kendi dilediği gibi değil, Tanrının emrettiği gibi yaşaması doğru bir yol ama...' Oblomov düşündü: ' Hayır, insan istediği gibi yaşayamaz doğrudur.' İçinden vakur, isyan dolu bir ses yükseliyordu: 'Yoksa insan en derin zekanın bile içinden içinden çıkmayacağı bir çelişmeler karanlığına düşer. Bir gün bir şeyi istersin, ertesi gün tutkuyla, ölesiye ona bağlanırsın, daha ertesi gün onu istediğinden utanırsın, arzun yerine geldiği için hayata lanet edersin. İşte insan hayatta kendi isteğinin peşinden serbestçe giderse böyle olur. Bastığımız yeri yoklayarak yürümeliyiz; bazı şeylerden gözlerimizi çevirmeliyiz, mutluluk hülyalarına kapılmamalıyız, mutluluk elimizden kaçarsa isyan etmemeliyiz; hayat budur işte... Kim demiş hayat zevk ve mutluluktur. Ne saçma düşünce! Hayat hayattır, bir ödevdir, ödev dediğin de çetin bir iştir. O halde ödevimizi yapalım...'
Sayfa 304 - Türkiye İş Bankası Kültür yayınları·Kitabı okudu
İnsan niçin yaşadığını bilmezse günü gününe yaşamakla kalıyor; günün geçmesini, gecenin gelmesini beklemekten başka zevki olmuyor. Bugün nasıl yaşadım, sorusuna cevap vermeden uykuya dalıyor, ertesi gün gene aynı hayat.
Sayfa 286 - Türkiye İş Bankası Kültür yayınları·Kitabı okudu