Bir sarap mahzeni gibi tutuldu tüm sancilar.
Kimileri aydın hissedip yaktı özel günleri
Kimileri ise gururlarini yerler altina atip ayaklarini üstüne koydu.
Komik mi? Bilinmez bir söze ne icabet...
Satirlar sözler pes pese bir kitap hayat yaziliyor.
Tuglalar dizi halinde bir ev inşaa ediyor.
Bagiran kirtlaklara inat duygusalligi alet ediyor.
Dalga mi? Bilinmez bir sevgiye ne gerek...
Tüm geceyi aydin etmeye calisan gönüller.
Ne kör anlar bu guzelligi nede sağır duyar mutluluğu.
Hayat bir ders ömür yetmez kalem tükenmez.
Alçaklık mi? Bilinmez bir varlik eksik... :)
Ne güzel şey hatırlamak seni:
ölüm ve zafer haberleri içinden,
hapiste
ve yaşım kırkı geçmiş iken...
Ne güzel şey hatırlamak seni:
bir mavi kumaşın üstünde unutulmuş olan elin
ve saçlarında
vakur yumuşaklığı canımın içi İstanbul toprağının...
İçimde ikinci bir insan gibidir
seni sevmek saadeti...
Parmakların ucunda kalan kokusu sarduya yaprağının,
güneşli bir rahatlık
ve etin daveti:
kıpkızıl çizgilerle bölünmüş
sıcak koyu bir karanlık...
Ne güzel şey hatırlamak seni,
yazamak sana dair,
hapiste sırt üstü yatıp seni düşünmek:
filanca gün, falanca yerde söylediğin söz,
kendisi değil
edasındaki dünya...
Ne güzel şey hatırlamak seni.
Sana tahtadan birşeyler oymalıyım yine:
bir çekmece
bir yüzük,
ve üç metre kadar ince ipekli dokumalıyım.
Ve hemen