Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Görünmez bir güneş omuzlarımızı ısıtmaya başladi.
Fakat güneşin varlığından alakadar değildik.
Iki kelime kulagimiz fisildadilar.
Fakat kendisinin başımızın ucunda oldugunun delili yoktu.
Can evimizden vuranlara seslendik.
Ne onlar kendilerini gosterdiler nede biz bakmaya çalıştık.
Yüzümüze vuran hafif esinti.
Sakin miydi? Yoksa buz tutan dudaklara isyan mi ettiler?
Feleğin dönüşünü seyre kaldilar.
Kendi cehrelerini görmemezlikten geldiler.
Umursamaz halleri bir duygu birikintisine cevirdiler.
Aşkı,sevgiyi ve saygıyi kirlettiler.
Silah sıkan son kurşun isyanina baktilar.
Devrileni gormeyince korkup kactilar.
Öpücük konduran mucadelesiz zafere baktilar.
Bulunacak kızartıcı sözler bulamayinca pes ettiler.
Közlenmiş ateşe comak soktular.
Suyun doğa gücüne inanmadilar.
Yozlaşmaya hazir bırakılmış yobaz insanlar dogurdular.
Sonrasi kokuşmus duygularini havaya saldilar.
M.Dindar YÜKSEL Sabahattin AliAli Şeriati
Uzak diyarlara bakan gözler var. Tüm yeniliklerin tadına hasret kalmıs. Bak işte seni tutabilecek birsey yok. Cekip gitmek varken ne bu buğuluk? Üşüyen bedenlerimiz var. Kemiklerimize kadar işlemiş. Bir kapta sıkışıp kalacağina kendi atesiyele kavuracak olan fikirlere koş. Belki üşüyen sadece bedenlerimiz olur. Fikirler ve kültürler seni bekliyor.
Su yipranan bedenim ölüm kokuyor. Ruhum bile tutsak gibi hissediyorum. Demir kapilar arkasinda bekleyen özgürlük közlerini dagitiyor tüm gönüllere. Çengellenmiş olan şu demir kapilar tahtadan hic mi utanmazlar? Nazik ve doğa kokmak varken paslanmak ne haddine. Terli terli bekleyen umutlar yorgun düşmüş durumda.
Ölüm kokuyor tüm kederlerimiz.
M. Dindar YÜKSEL
Bu satirlari odun sobasinin tavana vurdugu işikla yaziyorum. Ne anlayack bir sahis nede kisitlanabilirlik bir tavrim yok ortada. Icimdeki duygulari yazmak icin burdayim. Beni görmek isteyenler fazla uzaga bakmalarina gerek yok yani baslarindaki boş defter ve bir kalemden farkim yok. Ne yazabilecek bir firsat nede anlatilacak bir yanim var. Duygular karmaşık bir durumda. Ne söz dile geliyor nede yazabilecek kelime haznem aklima geliyor. Efkarli bir sarki ile elektrigi kesilmis bir evin icinde uzanmis alevlerin gölgelerini izliyorum. Şarkima eslik eden sobanin ustundeki kaynayan caydanlik demlenmeye hazir ve nazır. Birden aklima bardaga doldurulan çay ve sekeri erimeye yakin karistirilan kaşigin sesi. O kadar yorgunum ki ne kalkip cay yapacak kadar kuvvetim nede bedenimin sıvı ihtiyacini karşilayacak bilincim var. Hayati yargilayip dizmekten yorgum düşmüs olan şu halsiz ve biçarê beynim artik takati kalmamiş durumda.
M.Dindar YÜKSEL