... Yalnızlık; bundan güzel ne olabilir? Kalabalığın içindeki yalnızlığımızı sahtekârca örtmeye kalkan ve hiçbir ferdi öbürünün nasır tabakasından daha derinlere indirmeyen cemiyet cünbüşlerine mi kıymet vereceğim? Hayır ama, burada ve bu hal içinde de, mütemadiyen aynada kendi hayalime bakmaya memur bir vaziyetteyim. Böyleyken namütenahi şükür!..
Müslümanlar!.. Daha doğrusu kendisini müslüman sananlar! Size hitap ediyorum! Bir velînin, kendisini Sahabîlere eş gören müritlerine verdiği karşılığı biliyor musunuz:
«– Ben nasıl Sahabîlere eş olabilirim ki, siz onları görseydiniz dîvane derdiniz; onlar da sizi görselerdi müslüman demezlerdi.» İşte bu halimizdir ki, düşmanlarımıza bu kuvveti veriyor! Onların değil,
müslüman olamayışımızın mahkûmuyuz !
Toptaşı hapishanesinin öyle muhteşem, öyle bakımlı, besili ve nazlı bir
kedisi var ki, insan, kimseden kaçmayan, âdeta herkese zorla sokulan ve
yaltaklanan bu kediye baktıkça, dünyamızda, merhametsiz dünyamızda,
hapishane merhameti diye bir şey olduğunu sanıyor.