Şuan kitabı yeni bitirdim. Gözümün yaşı kurumadan günlerce konuşulacak bir kitap için kısacık bir inceleme yazacağım.
"Senin için bin tane olsa yakalarım."
Syf:82,349, 422
Not.Bu arada benim okuduğum midi boydu. Ve kitap 422 sayfaydı.
Merhaba arkadaşlar, bugün İbrahim Tenekeci'den tüfeksiz hareketler kitabının yorumunu yapacağım. Aslında doğruyu söylemek gerekirse benim bu kitabı okuma gibi bir fikrim yoktu fakat 2019 okuma hedeflerimden biri de; Her ay bir deneme okumaktı. Ve bunu şimdiye kadar gerçekleştirmenin olduğumu farkedip hemen kütüphaneye koştum ve elime gelen ilk deneme kitabını aldım.
Allah'a şükür bu hedefim de boşta kalmadı kdşskslskdls.
Şöyle ki bu kitabı ilk elime aldığımda kitap hakkında çok bir bilgiye sahip olmadığım için çok bir şey düşünmüyordum. Kitapta ilk 50 sayfa falan okuduktan sonra çok siyasal ve politika şeyleri içeren bir içeriği olduğu için ve bu konulara denemelerinde çok değindiği den mütevellit kitabı seveceğimi düşünmedim. Çünkü, bu konularla çok ilgilenmemem ve bu konularla ilgili kitap okumamam. (Belki de başlamalıyım ama şimdi değil.) Fakat daha sonra ilerledikçe kitaptan bu konular biraz daha az karşıma çıkmaya ve işlenen konular ilgimi çekmeye başladı. Geçmiş ve bugünü (2008 ve 2010 yılları arası) karşılaştıran ve daha çok ilgimi çeken konulara gelmeye başladıkça yazarın (İbrahim Tenekeci) ifadelerini ve düşündüklerini sevmeye başladım. Yazım tarzı olsun, üslubu bu olsun çok beğendim. Değindiği konuları okudukça dedim ki "Vay be". Çünkü o kadar bariz şeyleri bile görmekten aciz olmuşuz ki. Anlattığı şeyler çok içimizdendi, bildiğimiz, yaşadığımız şeylerdi.
Ayrıca benim kitapta çok beğendiğim bir konu da yazarın denemelerinde çokça alıntılar yapmasıydı. Birçok tanıdığımız kişiden, kitabını okuduğumuz yazarlardan konuyla ilgili kaynakçayı da vererek alıntılar vardı kitapta ve bu da beni sevindirdi. Alıntıları o kadar güzel yerleştirmiş ki, tam anlattığı konuya bu kadar olabilir dedim kendi kendime.
Bu da yazarın çok tecrübeli ve çok okumuş olmasından
Önce "mektup kağıdı" ydı, sonra "dosya kağıdı" oldu; şimdi de "A4" deniliyor.
Yani harften rakama doğru bir gidişat var.
Harfi maneviyat, rakamı ise maddiyat olarak görüyorum. Dolayısıyla, maneviyattan maddiyata doğru bir gidiş söz konusu.