Herkes bir şey olmaya koşarken
ben yavaşça hiçliğe doğru yürüyorum.
Kimse fark etmiyor
zaten fark edilmek için değil bu yürüyüş.
Varoluş, hep dolmak üzerine kurulmuş:
isimler, roller, anlamlar, aidiyetler.
Ben ise boşalmayı seçiyorum.
Bir kap gibi değil
bir sessizlik gibi.
Herkes bir şeyken
hiç olmak,
belki de en cesur eylem.
Çünkü hiçlik korku değil
kalabalığın içinde kaybolmayı reddeden
sessiz bir itiraz.
Ben buradayım.
Ama hafifçe.
Neredeyse yok gibi.
Ve bu
benim seçtiğim tek gerçeklik.