“Ama bu, içindeki boşluğa dayanabilmesini kolaylaştırmıyordu. Sanki içinde bir şeyler parçalanacaktı. Sanki içine saatli bomba yerleştirilmişti. O ne isterse istesin, içindeki şey kendi yolunda gitmeyi sürdürüyordu. “
“Beni bağışlamaya çalışmayın,” diye yazmıştı. “Beni
bağışlamanızı istemiyorum. Sırtımda yeterince yük var zaten. Yaptığım şeyi fesatlıktan yapmadığım gibi, başkaları tarafından anlaşılma umudum da yok….”
Satın alınamayacağına inanan bu adamı gör.
Hayatının her anında kendini azar azar sattı, milyonlarca parçasını sattı!
Şimdi onu ayağa kaldırıp sarssan, içinde bir şeyler takırdar. İçi bomboş!
Her şeyini sattı! Şimdi nasıl öldüğünün ne önemi var?