Ben sana tipi ha geldi, ha geliyor demedim mi? Bakma Emmi'nin bu perişan haline emmin de at gördü, meydan gördü... Emme kendi hanesinde değil... Kuvvay-ı Milliyede, harpte. Süvariydi emmin... İyi ata biner, iyi silah kullanırdı. Bir al atı vardı beylik... Yavrusu gibi bakardı. Büyük Taarruzda o atınan bindirdi Yunan'a... İzmir'e dek o atınan kovaladı Yunan'ı... Terhiste nasıl öptüm yavrumu, nasıl kucakladım al'ımı... Bak gözümün önüne geldi cümle olanlar... Sonra döndük köye. Ağam ölmüş, dam uçmuş. Bir gözü ağrılıklı ana, bir karı, bir yedi sekizinde çocukla kaldım ortalarda... Aha, şu ahır sekisinde kışladık bir yıl... Derdin ne, ağrın ne, diye soran olmadı. Çok çekti Hıdır Emmin kadersiz kısrak. Bir dünya yüzü görmedi. İstedim bir atım olsun. Olmadı. Kırk yıldır ucu ucuna denk getiremedim. Oğul, uşak çoğaldı. Bir karnımızınan başa çıkamadık. At almak nerde? Zabın öküzlere kul köle olduk. Eşşek koştuk dövene... Şu öküze bak şu öküze! Şu deriye, şu kemiğe can gelecek de Hıdır bahar hergine çıkacak... Ee, Allahtan umut kesilmez. Baharı bulsun da gerisi kolay. Bıldır çektiğimizi bu yıl da çekeriz, olur biter. Tanrı ahiretimizi kara yazmasın...
...
ETİMOLOJİK NOTLAR:
* EMMİ: "Emmi" kelimesi, Türkçe halk dilinde "amca" anlamında kullanılan bir sözcüktür. En güçlü görüş, kelimenin Arapça ʿamm kökünden (Farsça veya doğrudan Arapça yolla) Türkçeye geçtiği yönündedir. Anadolu ağızlarındaki vokal değişimleri (ammi > emmi > emi), kelimenin Türkçe fonetik yapısına uyum sağlama sürecini göstermektedir. Kelime, standart yazı dilinde "amca" biçiminde yerini almış, ancak halk ağzında ve bazı yörelerde "emmi" olarak yaşamaya devam etmiştir.
* BEYLİK: "Beylik", Türkçenin en eski katmanlarından gelen "bey/beg" köküne Türkçe yapım eki "-lik" getirilerek oluşturulmuş tamamen Türkçe