İslâm'ı ideolojik soydan okuma hastalığına mübtela olanlar, Allah Rasûlü'nü doğrudan reddetmeye cesaret edemediklerinden sahâbeye yöneldiler. Nitekim İslâm düşünce tarihine bakıldığında sahâbeyi en sert tenkit edenlerin başında Sünnet ve Cemaat akidesine muhalif mezhep ya da kişiler gelmektedir. Mu'tezili Nazzam'ın Hz. Ömer'in imanını sorgulaması, Ebû Hureyre'yi yalancılıkla suçlaması, Şîa'nın on kadar sahâbî dışında ilk kuşak Müslümanların neredeyse tamamını irtidat etmekle ithâm etmesi, bu babta akla gelen ilk husûslardandır. Ehl-i Sünnet karşıtları savundukları görüşlere, Peygamber'den rivâyet ettikleri hadislerle karşı duran sahâbeyi ta'n ederek önlerini açmaya çalışmışlardır. İslâm ile alakalı her meseleyi "yeniden" ele almayı asıl dava kabul eden modernistler önünde de hâlâ en büyük engel, sahâbedir.