(...) Toplum içinde birazcık sivrilen, yani topluma söyleyecek birazcık yeni bir şeyleri bulunanlar, doğaları gereği, tabii kimi az kimi çok, birer suçlu olmak zorundadırlar.
Bizi dizginleyen, yumuşatan, düşündüren tarafımız uykuya daldı mı tıka basa yiyip içmiş hayvan tarafımız silkinip kalkar ayağa, boş bulduğu meydanda at oynatmaya, dilediğini yapmaya yeltenir. Nelere el atmaz o zaman, bilirsin: bir hayâsı, ölçüsü kalmaz.