Eski elyazmalarına yapılmış bu ince ayrıntılı minyatürler, bize geçmişte yaşanıp gitmiş hayatların geçiciliğini, zaten her şeyin çoktan unutulmuş olduğunu, birkaç ayrıntı hatırlayıp, hayatın ve tarihin anlamını kavramış olduğumuzu sanmanın ne boş bir gurur olduğunu hemen öğretirdi.
Kuvvetli, kararlı bir babamız olsun, bize neyi yapıp neyi yapamayacağımızı söylesin isteriz. Niye? Neyi yapıp neyi yapamayacağımıza, neyin ahlaklı ve doğru, neyin ise günah ve yanlış olduğuna karar vermek zor olduğu için mi? Yoksa suçlu ve günahkâr olmadığımızı işitmeye her zaman ihtiyaç duyduyğumuz için mi? Bir baba ihtiyacı her zaman mı vardır, yoksa, kafamız karıştığı, dünyamız dağıldığı, ruhumuz daraldığı vakit mi isteriz babayı?