Vız geliyor onlara, ama kendileri de ölecekler. Aptallar!.. Ben biraz önce, onlar biraz sonra... Ama onların da başına gelecek. Oysa orada coşup duruyorlar.
Üstelik tam da Rusça çene çalmak istediğimizde ''Fransızca konuşun'' diyerek sürekli başımıza kakardı. Ya da yemekte güzel bir şeyin tadını çıkarırken, mutlaka: ''Ekmekle yiyin'' veya ''Çatalı ne biçim tutuyorsunuz öyle!'' derdi. ''Niye bizimle uğraşıyor?'' derdik. O kızların mürebbiyesi, onlarla ilgilensin, bizim Karl İvaniç'imiz var.'' Karl İvaniç'in bazı insanlara duyduğu kızgınlığa kesinlikle katılıyorum.