Modern kültür anlayışının esası şu üç alanın birbirinden ayrılmasına dayanır:Ahlâk,bilim,estetik.Bunlar,'Nasıl yaşayacağım?' 'Neyi bilebilirim?' 'Güzel nedir?' sorularının cevaplarını arayan disiplinlerdir.(...)Modernitenin Kant tarafından geliştirilen ve Hegel tarafından genişletilen bu 'standart yorumu',temelde,modern çağda,eskiden kültürün bütün unsurlarını politikayla birlikte kendi bünyesinde barındıran dinin çözülmesi hadisesinin sonucunu ortaya koymaktadır.
(...)Modern kültürün yukarıda sözkonusu ettiğim ayrışmasını biz,ilk planda siyasi iktidarı yitirerek yaşamaya başladık.Sonra bilimsel iktidarı(ulemanın yerini Ph.d.'lerin alması)ve nihayet,modern Türk edebiyatı ve sanatıyla birlikte estetik iktidarı da yitirdik.Bize kala kala sadece ahlak alanının iktidarı kalmıştı.
(...)Bütün bu meselelerin cağımıza uygun bir formülasyonunu geliştirmemiz gerekiyor,zira modernliğin aşılması('içinden kuşatılması')büyük ölçüde buna bağlı görünüyor.
(...)Zira İslam,nasıl Ortaçağ'a adapte olup onu aşmayı başardıysa,modernliği de aşabilecek hayatiyet ve potansiyele sahip bir dinamizmi bünyesinde barındırmaktadır.
Gelenek değişime kapalı değildir;açık-uçludur hatta,bir bakıma.Fakat modernlikle ve modernizmde olduğu gibi sanatçının deneyimi(experience)tek miyar değildir gelenekte.Sanatçının deneyimi elbette söz konusudur,ancak bu,geleneğin belirlediği değerler çerçevesindeki,kültürün oturmuş olduğu eksen doğrultusundaki yenilikleri doğurur.
Sanki Batı'daki şartlar bizim için de geçerliymiş gibi okuduğumuz Batılı yazarların kitaplarındaki düşünenleri aynen,hiçbir kritiğe tabi tutmadan kendi toplumumuza uyguluyoruz.Tanzimat aydınları bile belli bir "adaptasyon" yapma gereği duyuyorlardı bütün Batı hayranlıklarına rağmen.(A.Vefik Paşa'nın Moliére uyarlamaları mesela)(...)Batı'daki yeni düşünceleri takip edelim fakat nerede yaşadığımızı da hesaba katalım diyorum.(...)Osmanlı'yı yeniden tanımak,nerede 'durduğumuzun',dünyadaki fikrî gelişmeleri takip etmek de hangi dünyada 'yaşadığımızın' şuurunu verecektir bize.Bi ikisi arasındaki etkileşimin verimli bir düşünce iklimi doğurması en büyük temennimdir.
(Yazar tarafından kendisiyle yapılmış bir röportaj kitaba dahil edilmiş olup bu alıntı da yazarın konuşmasından alınmıştır.)