Henüz nadir rastlanır bir beyin gücüne sahip olduğunun bilincine varmadığı gibi, derinlemesine araştırmalara ve büyük fikirler tasavvur etmeye meraklı insanlara Morse'ların salonunda yer olmadığının da farkında değildi. Bu tür insanların, vıcır vıcır sürü hayatının kalabalık yükünü omuzlanmış dünyanın hayli yukarısında, mavi semalardaki kartallar gibi yalnız dolaştıkları, yine onun tahayyül etmediği bir şeydi.
Ait olduğu yeri bulamamıştı çünkü. Kendini bulduğu her yere uyum sağlamış, işte ve eğlencede iyi olması sebebiyle, hakları için savaşma ve karşısındakinde saygı uyandırma isteği ve yeteneği sayesinde her zaman ve her yerde sevilen biri olmuştu. Ama hiçbir yere kök salamamıştı. Etraftakileri memnun edecek kadar uyum sağlamış ama kendisi tatmin olamamıştı. Her zaman bir huzursuzluk hissiyle altüst olmuş, daima ötelerden gelen bir çağrıyı duymuş, kitapları, sanatı ve aşkı bulduğu ana kadar hep dolaşmış ve aramıştı…
…Gerçekten de radikal olmak için biçilmiş kaftan olduğumdan o kadar sık emin oluyorum ki... Ama sonra aklıma o kadar da emin olmadığım sorular doluşuyor. İnsani zayıflık ve kırılganlığım beni ürkekleştiriyor ve herhangi bir sorunu tüm boyutlarıyla ele almaktan men ediyor. İnsani, hayati sorunlardan bahsediyorum."