“Birdenbire neler oldu, temelden hangi taş eksildi ki her şey böyle yıkılıp dökülmeye başladı? Üzerinde çatlak bulunmayan sağlam bir duvar gibi görünüyordu hayat. Ama beklenmedik bir sarsıntı, bu mağrur duvarı, kumdanmış gibi bir anda yerle bir etti.”
“ Ölüm, kaçınılmaz bir şeydir. Bize yetişeceğini bildiğimiz tek şey ölümdür. Bunda ne istisna, ne de şaşırtıcı bir şey olabilir. Bütün yollar bizi ona götürür. Bütün yaptıklarımız, ona hazırlanmış olmak içindir. Ölüme daima yaklaşılır, ondan uzaklaşmak diye bir şey yoktur. Yine de o gelince, şaşırırız…”
“Yaşım kırk. İnsan ömrünün en kötü çağı bu. Arzulayabilmek için henüz genç, arzuladıklarımızı gerçekleştirebilmek için ise yaşlanmış sayılırız...
Eğer on yaş daha büyük olsaydım, yaşlılık, isyan etmemi önlerdi; ya da on yaş küçük olsaydım, her şeye boş verirdim. Ama nerde! Otuz yaş
gençliği hiçbir şeyden, hatta kendi kendinden bile korkmayan bir gençliktir.”