Hepimizin bir gideni vardır mutlaka. Ve o birileri giderken muhakkak kalan olmuşuzdur arkalarında. Birileri gider, birileri kalır. Birileri giderken kalan altında kaldığı acılara ve enkaza alışır.
Ben de çok acı çektim, hak etmediğim muameleler gördüm. Umut verdiler, sonra tüm kapılan yüzüme kapattılar. Ortada kaldım. Yani anlayacağınız ben acıyı iliklerime kadar hissettim ve yaşadım. Ama gidip acıtmadım. Kimseye hayal kırıklığı olmadım. İncinsem de incitmedim.
Sen güzel bir hayal kırıklığısın bende. Muhteşem bir pişmanlıksın. Hiçbir şey bunu değiştiremeyecek. Aldığın ahım varya, sen kiminle nereye gidersen git, hep peşinden gelecek Bunu fark ettiğin o an, peşinden gelen ahım sana içten derin bir acı hissettirecek.
Gün gelir senden kilometrelerce uzakta olan biri senin kalp ritmini değiştirir. İşte o zaman anlarsın mesafenin gerçekten bir önemi olmadığını. Bana sorarsanız mesafenin gerçekten hiçbir önemi yok. Uzağında veya yakınında hiç fark etmez, o insanın sana kattığı ve tattırdığı his çok önemlidir. Tatlı veya acı hiç önemli değil.