Kendi sergilediği davranış bozukluklarını, zaaflarını, iradesizliğini ve oturmamış kişiliğini;
“Bütün erkekler böyledir” gibi kalıplaşmış düşüncelerin arkasına sığınarak genelleştirmeye ve hatta normalleştirmeye çalışanlara asla katılmıyorum.
Çünkü hayır...
Bütün erkekler aynı değildir…
Hayatında kendisini seven, değer veren, yanında duran ve onda aradığı her şeyi bulduğu bir insan varken gözünü sürekli dışarıya çevirten durum -erkek olmak- değildir;
Doyumsuz olmaktır.
Sadakatsizliği doğallaştıran şey erkeklik değildir;
Karaktersizliktir.
Sürekli daha fazlasını aramak, onu tamamlayan güzelliğin değerini bilmemek, karşısındaki insanın sevgisini tüketmek bir cinsiyet özelliği değil, bir kişilik problemidir.
Sadakat seçeneklerin yokluğunda değil, seçenekler varken gösterilen karakterde saklıdır.
Ey ahali, bilin isterim ki bütün erkekler aynı değildir;
Asla!
Şöyle ki;
Bazıları bütünüyle Adam’dır, bazıları ise bütünüyle Ad’amcık...
Ve gün gelir, maskeler düşer; mazeretlerin ardına saklananlar da, karakteriyle dimdik duranlar da ortaya çıkar.
O vakit kim yolcu, kim hancı göreceğiz bakalım...
Güç hâlâ erkeklerde; hükümetleri ve medyayı erkekler kontrol ediyor, savaşları da daima erkekler başlatıyor. Erkekler, kadınları; hepimizi eşit gördüklerini düşündürtecek şekilde kandırdılar ama esas eşitlik, dünyanın her yerindeki tüm kadınlar için, hâlâ boş bir hayal gibi…